Çağdışı kalmış “Santrforsuz futbol olmaz” fikrinin, Montella’nın ortaya koyduklarıyla geride kaldığını düşünüyordum ama Bulgaristan galibiyeti sonrası birileri yine terennüm etmeye başlamış.

Bu arkadaşların santrfordan kastı; en önde birinin oynaması değil, elektrik direği gibi iri ve uzun bir forvetin olması. Hâlbuki Montella o bölgeyi hiç boş bırakmıyor hatta bazen iki kişi birden kullanıyor. Dün Kerem'di, önceki gün Barış, yarın bir başkası. Ama mutlaka bir veya iki hareketli oyuncuyu en önde kullanıyor.

Yani takımın hücum bölgesinde hep birileri var ama bu arkadaşların istediği gibi elektrik direğine benzemiyor.

Düne kadar Faroe’ye yenilen bir takımdan, üst gruba yükselen ve üst üste ikinci kez büyük turnuvaya katılacak bir Milli Takım oluşturdu Montella.

Daha düne kadar Faroe’ye yenilen, Lüksemburg’la berabere kalan bu takım en alt kategorideydi. Bugün Montella’nın sayesinde en üst gruba yükselmiş, tarihinde ilk defa üst üste büyük bir turnuvaya katılacak ama beyefendiler memnun değil, sallayacak yer arıyor. İğneyle kuyu kazıp su çıkarmaya çalışıyor.

Kazara puan kaybedilse veya bir hazırlık maçında yenilse “istifa” çığlıklarına başlayacaklar. Belki de TFF binasına yürüyüşe geçer bu dinozor artıkları.

Daha ne istiyorsunuz!

Son 20 yılda görev alan Ersun Yanal, Fatih Terim, Guus Hiddink, Abdullah Avcı, Mircea Lucescu, Şenol Güneş ve Stefan Kuntz’dan hangisi bu kadar iyi futbol izlettirdi? Kaos futbolundan başka ne gördünüz? Hâlbuki Montella geldiği günden beri aynı sistem üzerinden devam ediyor. Göze hoş gelen futbolun dışında iyi sonuçlar da alıyor. Artık “bizim de bir ekolümüz var” diyeceğimiz günlere bizi yaklaştırıyor.

Ama hocayı harcamak için eski topçu ve dönemi geçmiş teknik adamlar fırsat kolluyor. Umarım emellerine ulaşamazlar. Onun için elimizden geleni yapıp Montella’yı bu aç kurtlara yedirmeyeceğiz.

Ancelotti, Guardiola ve Klopp gibi dünya devleri, uzun boylu forvet yerine hareketli, sahte 9'ları ve kanat oyuncularını tercih ediyor. Türkiye'deki "elektrik direği" santrfor ısrarı tamamen “çağdışı” bir yaklaşımdır.

Küresel Futboldan Örnekler

Bu arkadaşların istediği santrfor tipinin “çağdışı” olduğunu anlatsak ikna olurlar mı bilmiyorum ama yine de birkaç örnek verelim:

Son Şampiyonlar Ligi Şampiyonu PSG’nin santrforu kanat oyuncusu Dembele’ydi. Bir önceki şampiyon Real Madrid’de en önde Vinicius ile Rodrygo vardı. Dünyada son 20 yıla damga vuran teknik direktörlerden Klopp, Liverpool’u zirveye taşırken ileride sahte 9 Firmino’yu kullanıyordu. Guardiola, Erling Haaland gelene kadar onlarca yıl Messi, Aguero gibi hep hareketli santrforlar tercih etti. Thomas Tuchel, Chelsea ile CL'yi kazanırken Werner'i kullandı. Luis Enrique 2015’te Barcelona’yı Cüneyt Çakır’ın yönettiği maçta şampiyon yaparken Suarez’i gördük. Dünya futbol tarihinin belki de en görkemli teknik direktörü, 5 CL sahibi Ancelotti de Benzema sonrası santrfor aramak yerine 4-6-0’lı bir modele geçti.

Örneklerden anladığımız gibi önde oynamak için iri olmak şart değil. Şimdi isimlerini sayacağım büyük golcülerin hiçbiri elektrik direğine benzemiyordu:

Lineker (1,80), Butragueno (1,68), David Silva (1,75), Luis Suarez (1.82), Hugo Sanchez (1.74) gibi birçok isim.

Hadi bu dinozorlar dünya futbolunu bilmiyor, onlara Türkiye’den örnek vererek bu faslı kapatalım.

Türk tarihinin en büyük golcüleri Tanju Çolak (1,70) ve Fatih Tekke (1,78) boylarıyla 2 metrelik Onuachu’dan daha iyi kafa vuruyordu. Gençlerbirliği'nde bir Halil İbrahim vardı izleyenler anlatsın nasıl bir santrfordu.

Dönelim hoca neden bu modeli tercih ediyor bölümüne:

İki sebebi var: Biri yeteri kadar iyi santrfor yetişmediğinden, diğeri ise sistem gereği.

Sistem Nedir?

Modern futbolun geldiği noktada ön alan baskısı artık hücum için birinci plan. Montella da ön alan presini en iyi yapacak oyuncu tercih ediyor. Kerem Aktüroğlu da bu ülkenin en iyi pres yapan ve gol ortalaması en yüksek oyuncularından biri.

Bu cevap dinozorlar için yeterli mi?

Yetersiz diyenlere bir sorum daha var:

Karim Benzema veya Erling Haaland yetiştirdin de Montella mı oynatmıyor?

Mevcut santrfor adaylarının hepsi kulüplerinde yedek, Montella elindeki en iyi pres gücünü sahaya sürüyor. Sistemin gereği olan ön alan baskısı için Kerem Aktürkoğlu en ideal isimdir.

Eldeki santrfor adaylarının tamamı kendi takımlarında yedek. 11 oynayan sadece Umut Nayir var, onu da tuttuğun takımın santrforu yapalım desen asla kabul etmez beyefendi. 😊

Bu arkadaşlar utanmayıp “yoksa sen yetiştir kardeşim” derse de şaşırmam, hatta diyorlar da. Sanki milli takım oyuncu yetiştirme akademisi.

Milli Takım ve Montella ile ilgili bundan önce 3 yazı kaleme almıştım. İlki geldiği dönem yazdığım “Fakir Ancelotti’si Montella”, ikincisi “İşte Türk ekolü”, üçüncüsü ise “Yeni bir hikâye yazmak” tı. Bu makalelerde Montella’nın sisteminin bize uygun olduğunu, gelişimini ve götüreceği yeri irdelemiştim. Okumanızı tavsiye ederim.

Hadi bu arkadaşlara bir soru daha yöneltelim:

Sizin dediğiniz gibi Montella kötü hoca, peki yerine adayınız kim?

Fenerli olan İsmail Kartal ile Aykut Kocaman’ı söylerken, Beşiktaşlı ise Rıza Çalımbay’ın hak ettiğini düşünür. Galatasaraylı belki Hasan Şaş demez ama bin kere denenen Fatih Terim’i ister. Trabzonsporlu olan ise “Trabzonlu olmasın da kim olursa olsun” der muhtemelen. 😊

Yani kimse doğru olanı değil, gönlünün istediğini tarif eder. Gönlüne göre olması için de kendinden olmayanın yanlışını arar, bulamazsa da doğruyu bile hata olarak anlatır.

Umarım “Bizim Çocuklar” yarın bunlara inat İspanya karşısında iyi bir sonuç alır, “ağızlarını torba gibi büzüp kapatır” diyeceğim ama onlar yine saldıracak bir yer bulacaktır. Çünkü niyetleri üzüm yemek değil bağcıyı dövmek!

Montella’ya 3 defa seslenelim:

Türk futbolu için sağ ol, sağ ol, sağ ol!