Kaybedince üzülüyor insan.
Keyfi olmayınca yazmak ve konuşmak da istemiyor.
24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası sahnesindeyiz. “En azından anı olarak kalsın diye yazmalı” diyor içimden bir ses. Zaten internet sayfaları ve X hesabı benim günlüğüm gibi. Sürekli kendime mektup yazıyorum. Ha bir sayfa fazla, ha bir sayfa eksik.
"Kazananı plan yapmak değil, plana sadık kalmak belirler."
Futbolda kazanmanın birinci şartı savunmadır.
Bunu anladığımda takvimler 1970’lerin sonunu gösteriyordu. Mutlaka herkes aynı şeyi yaşamış ve müşahede etmiştir.
Mahallede maç kadrosunu yaşça önde olan belirler. Adil olsun diye de sırayla oyuncu seçimi yapılır. O mahallede üç iyi oyuncu varsa ilk başlayan ikisini alarak bir adım öne geçer.
Genelde de iki takımdan biri zayıf kalır. Ve zayıf olanın yapacağı tek plan vardır; savunmak ve hızlı hücumla gol atmak.
Çünkü haddini bilir ve ona göre bir plan yapar. İyi de uygularsa kazanır.
Yetenekli takım ise zaten 1-0 önde başladığı maçta işini ciddiye alıp özellikle hücumdaki savunmayı daha iyi becerirse, rakibe boş alan bırakmaz ve topu da kendinde tutarak maçı rahat kazanır. Fakat genelde "kolay yeneriz" vehmine kapılan yetenekliler, özgüvenin verdiği rehavetle planını iyi uygulayamaz ve maçtan boynu bükük ayrılır.
"Takım savunması, yeteneğin rehavete kapıldığı yerde başlar." — Helenio Herrera
Şimdi tekrar milli maça dönebiliriz.
Dünya Kupası’ndaki ilk karşılaşma, yukarıda anlattığım mahalle maçının en üst seviye hâliydi. Zayıf olan savundu, güçlü olan saldırdı. Rakip de şansını iyi kullanınca iki defa geldi iki gol bulup muradına erdi.
Asıl dikkat çekici olan ise dünya yıldızı oyuncularımızın maç boyunca "bu nasıl kaçar" dedirtecek net bir fırsat bile üretememesiydi. Çünkü sahada farklı kalitede ama benzer anlayışta iki takım vardı. Biri kendi planını uygularken, diğeri yeni bir plan yapmak zorunda kaldı. Yani avcı iken av oldu.Ana planını uygulayabilen taraf sahadan mutlu ayrıldı.
Neden aynı anlayışta iki takım yazdım, o kısmı da açayım.Bildiğimiz gibi A Milli Takım da güçlülere karşı savunma yapıp hızlı hücumla çıkabilen, çok zayıf rakiplere karşı ise yetenekli isimleriyle oyunu rakip sahaya yıkabilen bir takım. Fakat benzer anlayıştaki orta seviye ekipler karşısında hep zorlanıp ecel terleri döküyor. Çünkü rakip 1 puana razı olunca üstüne gitmek zorunda kalıyor ve tuzağa düşüyor.Peki bu tür takımlara karşı ne yapmak lazımdı?
A Milli Takım profilindeki bir ekip ya otobüs çekip bekleyecek ya da dengeli olacaktı. Zaten durumu bilen ve savunma yaparak bu cendereden çıkılamayacağını düşünen Montella, planını dengeli hücum üzerine kurmuş ve rakibin çıkmasına engel olmak için merkezi güçlendirerek sahaya adım atmıştı.
Fakat o ilk gol bütün planı ve psikolojik üstünlüğü rakibe verdi.
Bu anlayıştaki takımların maçında ilk golü atan galip gelecekti. Nitekim de öyle oldu.
Kendi oyununu oynayamamak kaybettirdi.
"Futbolda en zor şey, alışık olmadığın bir elbiseyi üzerine zorla giymektir." — Sepp Piontek
Kaybetmek öyle bir duygu ki asla kabullenilemez. İnsana hep bir bahane aratır. Bir suçlu bulup hıncını çıkarmasını öğütler.
Birileri çıkıp "bu oyuncular olsa böyle olmazdı" veya "şöyle bir plan yapılsa kesin kazanırdık" diyecektir ama bana göre gerçekçi değildir. Muhtemelen değişen çok bir şey olmazdı.
Hatta gördüğüm iki tezi zikredeyim.
Biri diyor ki: "Rakip takım gibi iri oyuncularla çıksak kazanırdık."
Bir diğeri ise: "Rakibin kapanacağı belli, niye savunmada ağır oyuncularla çıktık?"
İki görüş de aslında birbirinin zıttı.
Ben sistem üzerinden bakarım. Yukarıda anlattım sebebini. Alışmadığın bir oyuna zorlandığında bunları yaşarsın. Oyuncuları rakibe göre değiştirmek kulüp takımında olur ama milli takımlarda hele bu gibi turnuvalarda komple değiştirme şansın olmaz. Milli takımlar ne kadar istikrarlı olursa o kadar başarılı olur.
Futbolda bazen rakibiniz sizden güçlü olduğu için değil, sizi kendi oyununuzdan uzaklaştırdığı için kaybedersiniz. İlk maçta yaşanan da biraz buydu.
Yol kazası diyelim ve takımın moralini bozmayalım.
Yola her şeyi unutup yeni başlıyormuş gibi devam edelim.
Pes etmek Türk’e yakışmaz!




