Her şey 24 Ağustos 2022’de başladı.

Bu tarihe geri döneceğiz önce 30 Nisan 2022 Cumartesi gününe gidelim.

O gün 38 yıl beklenen şampiyonluk özleminin bittiği akşamdır.

Günün kahramanı da “3 yıl içinde şampiyonluk” sözü veren Ahmet Ağaoğlu’dur.

Akabinde günlerce devam eden görülmemiş güzellikte kutlamalar yapılır.

Gülüp, eğlenilir ve sonunda tekrar futbola dönülür.

Dönülür diyorum ama kimsenin ayakları da yere basmamaktadır.

Bu hengamenin içinde Ağaoğlu hazırlıklara başlamıştır bile, çok transferin doğru olmadığını 4-5 isimle sınırlı kalacağını dile getirir. Akabinde önceden anlaşılan Doğucan, Eren, Larsen, Bartra, Bardhi ve Trezeguet Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçına yetiştirilir.

İlk maç, üstün bir oyuna rağmen kaybedilir ama umutlar tükenmez. İkinci karşılaşmada ise bordo mavililer şeytanın bacağını bir türlü kıramaz ve 11 yıl sonra ayağına gelen Şampiyonlar Ligi fırsatını teper.

İşte o maçın tarihidir 24 Ağustos 2022.

O günden sonra her şey tersine döner.

Ağaoğlu’nun başkanlığı sorgulanıp bütün tepkiler ona yönelir.

Mealen; “Sen yaptın olmadı, kenara çekil ve bu işi bize bırak” denilir.

Ve parayı veren düdüğü çalmaya başlar!

Ardından Doğan-Avcı birlikteliği dönemini görmekteyiz.

Tarihler bu döneme günün birinde “fetret” adını verecektir.

Ağaoğlu’nun aforozu sonrası önü açılan Doğan ile Avcı kafa kafaya verip ganimet bulmuş gibi 7-8 oyuncu daha getirir.

Fakat yine de hiçbir şey düzelmez.

Ve bu hal, Avcı’nın “sabır” ve “iyi oyun” masalları ile 4-5 ay daha sürer.

Takım düzelmeyince “kasa”nın sahipleri, aradığı günah keçisini bulur. Ve mini bir darbe ile başkanı istifaya zorlayarak Ertuğrul Doğan’ın gayriresmî durumunu “resmî”ye dönüştürür.

Önce seçime güçlü girebilmek için geçici bir paratoner bulunur ve Bjelica ile taraftarın gazı alınır.

Taze Başkan Doğan, 5-6 ay süren teknik direktörlük makamındaki geçici boşluğu sevgili dostunu (Avcı) 2. defa getirerek doldurur.

Ve yine ve yeniden bir transfer furyası daha yaşanır. Bir kısım medya ile taraftarın gözü boyanır. Ama çok geçmeden takke düşer kel görünür. Ve Avcı’nın içinde bulunduğu hiçbir transferin doğru olmadığı bir defa daha anlaşılır. Avcı ile “hezimetler” dönemine yeniden girilir.

Durumun vahameti ve kongrenin yaklaşması sonuncu seçime güçlü girmek isteyen Doğan, Avcı’yı yedeğe alıp bir paratoner daha bulur Şenol Güneş’i sahaya sürer.

Ve takım hâlâ kötü gitmekte ama en azından “tek aday” olarak seçime girecek olan Ertuğrul Doğan açısından işler iyi gitmektedir.

Tekrar seçildikten sonra 3. Avcı dönemi olur mu bilemem ama olursa da şaşırmam.

Bakalım önümüzdeki günler bize ne gösterecek diyerek Rizespor hezimeti üzerinden takımın genel durumunu bir daha irdeleyelim.

25 Temmuz 2024’ten beri yani 109 gündür yazıyorum.

“Bu takım duran toptan başka gol atamaz”

“Orta saha hantal, hızlı top çeviremez, çabukluğu olmayan ve çabuk düşünemeyen orta saha ile yürümez?”

“Bu stoperler ağır, beklerin hücumu zayıf.”

Kısaca; bordo mavili takım Ruzomberok maçında nasılsa hâlâ öyle.

Değişen hiçbir şey yok, tas da hamam da aynı tellak değişse ne değişmese ne?

Bu kadroyu kuran mimar kötü bir temel atmış.

Temeli bozuk bina, restore ile düzelmez hocam.

Bu kadro ile yola çıkılmaz, yol yürünmez hocam.

Bari gençlerle yenil ki; mazeretin olsun hocam.

Vur baltayı inceldiği yerden kopsun hocam.

Güvenli oyunu değiştirmek için uğraşmaya değmez hocam.

Vur tırpanı ayrık otlarını temizle ki; Trabzonspor ruhu yeniden oluşsun hocam.

Bu kapasitedeki bir oyuncu grubu gaz ile bir yere kadar gider. Sürekli gaz verirsen boğma yapar dünkü gibi. Bırak kenarda otursunlar hocam.

Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç beklemenin alemi yok hocam.

Değişim şart.

Üstelik köklü bir değişim.

Unutmayalım ki; Tarık bin Ziyad gemileri yakmasa, Endülüs gibi muhteşem bir medeniyet kurulamazdı.

Görev hocada bakalım o cesareti gösterebilecek mi?