Abdullah Avcı’nın kovulduğu gün:
“Şükür 4 yıldır süren güvenli oyun garabeti bitti” diye sevinmiştik.
Sihirli bir el gelecek Avcı’nın zihinlere mıh gibi çaktığı “küçük takım” futbolunu yerle bir edip dominant bir hücum futbolu getirecekti.
Geçen zamanda anladık ki;
“Kötü futboldan kurtulmak; sadece onu üretenden ayrılmakla olmuyor.”
Ektiği tohumları da köklerinden söküp “verimli toprakları” kurtarmak gerekiyor.
Yani, Trabzonspor’un o kadar uzun bir yolu var ki; Güneş değil gezegen bir araya gelse ekilen tohumların köklerini temizlemekte zorlanır.
Görünen o ki;
4 yıldır “sabır” narkozu ile beyni uyuşanları yine “sabır günleri” bekliyor.
Kovulup çalışmadığı zamanların da ücretini son kuruşuna kadar alan “tazminatsever” hocanın zihinlere kazıdığı “küçük takım” oyunu bir süre daha Trabzonspor’un yakasını bırakmayacak.
Kurtulmak için ya sabır gerekli ya da kanserli hücreyi söküp atmak ve yeniden başlamak.
Yeniden başlamak her zaman iyidir fakat alınacak her türlü kötü sonuç, hocanın bırakıp gitmesine sebep olabilir.
Yerine gelecek hiçbir hocaya da Güneş kadar kredi verilemez. Tekrar, tekrar başa döner ve 1 yılda temizlenebilecek ayrık otları bütün bünyeyi sarar, 10’larca yıl kurtulamayız.
Özetle;
Yine ve yeniden sabır günleri bekliyor!
Dünkü Hatayspor-Trabzonspor maçına teknik pencereden bakalım.
Avcı-Güneş değişikliğinden sonra haftalardır ne yazmıştık?
- Mevcut kadro hücum için yetersiz.
- Merkez oyuncuları çok hantal.
- Paslar isabetsiz ve çok yavaş.
- Top kaybından sonra pres ve geriye dönüş yok.
- Takım çalışmamış ne fizik gücü ne de kondisyon var.
Trabzonspor dün nasıldı?
Yukarıdaki tespitlerin dışında değişen bir şey göremedim.
Sadece bazı oyuncuların önceki karşılaşmalara göre daha isteksiz olduğunu müşahede ettik. Bu da futbolcuların gaz ile ancak birkaç maç gidebildiğini gösteriyordu.
Durum böyle olunca da ligin en alttaki takımına karşı puan kaybetmek doğal hale geliyor.
Orta saha, haftalardır ne takımı yönetebiliyor ne oyunu hızlandırıyor ne de tempoyu belirliyor.
Bir takımın merkezi nasılsa oyunu da öyledir.
Trabzonspor orta sahası tek kelime ile;
H A N T A L!
Önceki hocanın ve yeni nesil taraftarın "adam yiyen futbolcu" sevdasıyla oluşan bu durumun böyle devam etmesi gerekmiyor.
Çözümü üretecek olan Şenol Güneş.
Ama hoca ısrarla aynı şeyleri yapıp sonuç bekliyor.
Halbuki yeni birilerini denemek; en azından “yaptım ama olmadı” demek hakkı kazandırır.
Beraberlik ile mağlubiyet arasında çok bir fark yok.
Sen Şenol Güneş’sin, kredin sonsuz değil ama senden fazla kredisi olan da yok.
Gir artık riske hocam!
Daha ne kadar kaybedilebilir ki?
Ne yanlış ise vur tırpanı, kökünden keselim bütün ayrık otlarını.
Vur baltayı inceldiği yerden kopsun bağı!
PERFORMANSLAR:
UĞURCAN: Bildiğimiz gibi. (7)
PEDRO: Rakip takımın en tehlike oyuncularına karşı savunması iyiydi. (7)
SERDAR: Savunma yaparken iyi ama pas konusunda yetersiz. (6)
MENDY: Bence en iyi oynadığı yer stoper, burada harika iş çıkarıyor. Fizik olarak en iyi durumda ve özgüveni çok yüksek. Topla çıkışları ve pasları iyi. Adeta takımın oyun kaptanı gibiydi. (9)
EREN: Geri dönüşler ve savunma konusunda iyi önündeki oyuncu ile uyumlu değil. (6)
OKAY: Orta saha merkezde çabukluk olmayınca herkes sırıtır. Ne kadar iyi niyetli olursa olsun takımın en zayıf noktası. Bence stoperde değerlendirmek hem onun için hem takım için doğru olur. (4)
LUNDSTRAM: ilk yarı hiç bilmediği hücum işine girmek zorunda kaldı. İkinci yarı asli yerine dönünce önceki maçlara göre daha iyi göründü. (7)
VİSCA: Günün zayıf halkalarındandı. Beki ile uyumlu olsa daha faydalı olabilirdi. (5)
BARDHİ: Israr etmenin faydası olmadığını düşünüyorum. (4)
DRAGUŞ: Eskiye nazaran “birazcık” doğru oynadı. Muhtemelen hocanın eli değmeye başlamış. (6)
BANZA: Takımın iyilerindendi. Çok yalnız kalıyor, yeterli top getirilemiyor. (8)




