Trabzonspor dün en ciddi hazırlık karşılaşmasına çıktı.

Resmi maç tadında, derbi sertliğinde TUS ayarında bir imtihandı.

“Boyumuzun ölçüsünü aldık” diyebilmek için daha iyisi olur muydu bilmiyorum ama iyi bir mücadele gördük. Bu sayede daha iyi bir analiz yapabilir daha iyi tespitlerde bulunabiliriz.

Kolay bir rakiple oynayarak hamaset yapıp göz boyamak yerine “yerimizi” bilir “gücümüz” bu der şapkamızı önümüze koyar, bu mevcuda göre oyun planı oluşturabiliriz.

Bjelica da maçtan sonra çıktı bu minvalde açıklamalarda bulundu.

Ne demişti;

Biz diğer takımlar gibi transferler yapamayız. Savaşacak bir takım yapmak istiyoruz. Bizim için mücadele edecek, çalışmaya aç oyuncular transfer etmeye çalışıyoruz. 35 oyuncumuz var ama önemli maçlarda kullanacağımız 17-18 oyuncu sayabiliriz bunlarında 3-5 tanesi sakat. Aramıza daha fazla oyuncular katıp seviyemizi yükselmeye çalışacağız.

Hocaya bu “şeffaflık” için teşekkür ediyoruz.

ŞEFFAFLIK İYİDİR

Zaten bu yıl başkan “şeffaflık” sözü vermişti ve son TV konuşmasında da açık açık olmasa bile anlaşılır bir şekilde durumu gözümüzün önüne sermişti. Mali olarak bitik bir kulübün, her yıl 1 milyar TL açık veren bir takımın yapması gereken tek şey; şeffaflıktır.

Bu sayede kimse büyük beklentilere girmez. Ayağını yorgana uzatmak gerektiğini anlar, sosyal medya baskısının da dozajı bu sayede düşer. Büyük beklenti olmazsa sahaya çıkan her fert daha rahat hareket ederek daha iyi performans gösterir.

AVRUPA’YA BİR YERDEN TUTUNMAK!

Hazırlık maçında skorun önemi yoktur. Önemli olan eksik, gedik tespiti ve çözüm yoludur. Genel olarak oyunu beğendim. Bazı eksiklikler tespit ettim, bunlarda düzelme olursa Trabzonspor’un ligi iyi bir yerde bitireceğini düşünüyorum.

Diyeceksiniz ki; “sana göre iyi yer neresi?”

Bana göre; iyi oyun, para getirecek kadar geliştirilmiş birkaç oyuncu ve Avrupa’ya bir yerden tutunmak!

SİSTEM NE İSTİYOR?

Maça dönelim ve sistem üzerinden okuma yapalım;

İLK YARI BİTERKEN ALDIĞIM NOTLAR: Topu rakibe vererek oyuna devam edeceksen topu önde tutabilecek forvet oyuncuları gerekli. Bilekleri yumuşak, oyun görüşü olan ve çabuk bir 8 numaraya, kenardan oyun kurabilecek ve hücuma çıkabilecek beke ihtiyaç olduğu açık.

Aldığım notlara bölge bölge bakıp örnekleyerek devam edelim. Oyun yapısı neden bu tür oyunculara ihtiyaç hissediyor onu açalım;

FORVET:

Ana planda gole dönük ilk hamle; önde baskı yaparak kapılan toplarla sonuç almak. Bunun için de hücum bölgesinde çok adamla baskı yapılıyor, dolayısıyla orta saha boş kalıyor. Kaptırılan topları rakip hiçbir direnç görmeksizin hızlı şekilde hücuma çıkarabiliyor. Topu saklama becerisi olan oyuncu kapılan veya kendine gönderilen topu saklayıp (5-6 saniye yetiyor) takımı öne çıkararak alan daraltılmasını ve bütün kanalların kapatılmasını sağlar.

Bu oyuncu modeline örnek; Sivassporlu Mehmet Yıldız tipi santrafor, Nwakaeme veya eskiden Alanyaspor’daki Davidson gibi kanat. Hatta Arif Boşluk bile Trezeguet ve Visca’dan daha iyi bu sistemde kanat oynama işini becerir.

ORTA SAHA:

Bakasetas’a attığın topu kontrol edene kadar (kontrol edebilirse tabii 😊) rakip basıyor. Belini döndürene kadar kaptırılan top gol oluyor. Onun için bu sistemde çabuk, tek dokunuşu iyi, yumuşak bilekli ve güçlü bir 8 numara gerekli. Ömür bu özellikleri kısmen karşılıyor ama Ömür’ün yaptığını da Bakasetas beceremez. Takım içinden bu role en uygun isim Kourbelis. Muhtemelen hoca rakibe göre Bakasetas-Kourbelis’i değişerek kullanacak 6 numaraya daha savunmacı ve havadan iyi birini alacak. Rakibin her bölgede baskı yapması Bakasetas’ı çok zorladı.

SAVUNMA:

Önde baskı ile oynayınca rakip mecburen uzun top atıyor. Bunun için de ilk dokunuşu ve havadan iyi stopere ihtiyaç var. Stoperler sakat olunca bu konuda tahminle yorum yapmak istemem. Adil de olmaz.

Dönelim beklere;

Sistem gereği orta saha daha çok fiziki mücadele ve geçiş alanı olduğu için oyun kurma işinde beklerden yararlanmak gerekir. Bunun için de yeni bir Pereira’ya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Hoca bek konusunda benimle aynı yerde durmuyor, zannedersem yetenekli kanat oyuncuların geriye gelerek bu işi becereceği kanaatinde. Onun için bek takviyesi konusunda bir talebi yok gördüğüm kadarıyla.

Sonuç olarak;

AEK maçı iyi bir gözlem fırsatı verdi.

Hocanın ne yapmak istediğini az çok anlamamızı sağladı. Kendi kafamıza göre değil, hocanınkine göre yorum yapmak gerektiğini düşünen biriyim. Bana göre; hocayı ve sistemini iyice tanımadan yorum yapmak doğru değil. Çünkü her sistemin oyuncu modeli farklıdır. Takip edenler bilir; Avcı’ya göre bek, Güneş’e göre bek modeli gibi cümleler kurarım.

Yani tespitlerim benim idealimdeki oyun yapısı için değil. Hocanın planlarına göre çözüm önerileri. (Bunu yazmamın sebebi; bazıları iyi oyuncu/kötü oyuncu diye bakıp sistem üzerinden düşünmediği için herhangi bir örnekten dolayı cahil muamelesi yapıyor.) 😊