Bugün Süper Lig yayıncı kuruluşu BeinSport’un bir süredir müşahede ettiğim yayın politikasının bende bıraktığı izlenimi yazacağım.
Kaleme aldığım bütün cümleler yorum olup şahsi fikrimdir. Hiçbir delil veya belgeye dayalı değildir. Zaten yayınlar tek kanalın uhdesinde olduğu için delil de koymak mümkün olmuyor.
Taze olduğu için dünkü Fenerbahçe-Galatasaray maçından bir örnekle başlayalım;
Karşılaşma esnasında hepimizin gördüğü bir pozisyon. Sağdan orta geliyor, ceza sahası içinde bir oyuncu diğerinin yüz bölgesine yumruk atar gibi bir görüntü yaşanıyor.
Ben de herkes gibi o pozisyonun yakından tekrarını görmek istedim. “Bir boşlukta yayıncı kuruluş verir” diye düşündüm.
Pozisyon tekrarı bir türlü gelmiyordu. Sonra top kornere çıktı. İçimden “Tamam işte bir 15-20 saniye boşluk oluştu, bu fırsattan istifade edip şimdi verirler” diye geçirdim. Çünkü böyle bir şey İstanbul dışındaki bir maçta olsa ve çok az kamera ile bile çekilse birkaç açıyla veriliyordu.
Fakat baktım topun kornere çıkış görüntülerinin 2-3 tekrarı var ama o pozisyon hiç yaşanmamış gibiydi…
“Şaşırdın mı?” diye sormayın!
Çünkü yayıncı kuruluş özellikle son 5-6 yıldır beni asla şaşırtmıyor. Sadece bazı takımların resmi TV kanalı gibi bir yayın politikası izliyor!
“Acaba kameralar yakalayamamış olabilir miydi? Ondan mı tekrarı vermediler?” diye düşündüm ve maça döndüm. Hatta “El çarpıyor, biraz ağır olur” hissi bile vardı. O yüzden olacak, pozisyonu unuttum gitti.
“Kim unutur ki, böyle önemli bir pozisyonu?” diyeceksiniz.
Tutmadığınız bir takımın pozisyonu olursa, sizi çok ilgilendirmezse çabuk unutulur.
Aklıma “Oğlun kızın olsun hele unutursun Mihriban’ım” dizeleri geldi.
Her şey unutulur “asla unutmam” dememek lâzım, yaşlanınca öğreniyor insan!
Yaşımdan mı yoksa beni ilgilendirmediği, önemsemediğim için mi bilmiyorum ama artık birçok şeyi unutuyorum. Belki de “adalet” anlayışının sadece sözde kaldığı bir ortamda insan alışıyor bu tür çarpıklıklara, haksızlıklara!
Maçtan sonra izlediğim programda Erdal Hoş, Okan Buruk’un yaptığı açıklamadan bahsetmemiş olsa benim için rutin bir mesele olarak kalacaktı. Fakat Buruk konuşup cevap da gelince, son 5-6 yıldır yayıncı kuruluşun bende bıraktığı izlenimi hatırladım. Gece bir de Trio programında pozisyonun birçok açı ile verildiğini duyunca yıllardır “bazı” takımlar lehine yapılan bu tür yayın politikasını yazmaya karar verdim.
Acaba Okan Buruk pozisyonu görmeyip açıklama yapmasa “Trio” programında kimsede olmayan o pozisyonun birçok açıdan çekilmiş görüntüleri yayınlanır mıydı?
Bundan asla emin olamayacağım!
Çünkü geçmişte bende kalan izlenim hep “bazı” takımların bu şekilde bir korumaya alındığı!
Bunu bir örnekle açıklayıp bu mevzuu kapatmak istiyorum.
Bilirsiniz maçın devre arası ve sonunda yayıncı kuruluşun yorumcuları analiz yapar, karşılaşmayı konuşur.
Birkaç yıl önce bir Trabzonspor maçı sırasında, o yorumcular kendi tarihlerinde hiç olmayan pozisyon eleştirme işine girmişler, tepki almışlar ve pişkin pişkin kendilerini savunmuşlardı.
İstanbul takımları lehine konuşabilen ama aleyhine cümle kuramayanlar, bir Anadolu takımı aleyhine olunca “adalet” duyguları kabararak hemen hak arayışına çıkabiliyor.
Ama mesele bir İstanbul takımı olunca; adalet duygusu gidiyor yerine gözlerine mil çekilip kulaklarına tıkaç takılmış gibi görmüyor, duymuyorlar. Sinirleri çekilmiş bir diş gibi asla hissetmiyorlar.
Düşüncelerimi yayıncı kuruluştaki Trio programıyla ilgili izlenimimle bitireyim.
Mevcut üç yorumcunun bazı takımları koruma içgüdüsüyle hareket ettiği ve şimdiye kadar her pozisyonu o takımların lehine eğip büktüğü fikri bende yerleştiği için artık asla izlemiyor ve kıstas kabul etmiyorum.
Bu görüşüm bütün pozisyon yorumu yapanlar için de geçerli!




