Aklımda yazmak yoktu.
Fenerbahçe maçını izlemek için oturmuştum.
Maçın 3. dakika falandı, baktım meslektaşım Sadi Karakaş arıyor.
Konumuz tabii ki Trabzonspor ve anlaşma sağlandığı konuşulan Abdullah Avcı oldu.
Telefonu kapandıktan sonra Avcı’yı teknik olarak anlatıp Trabzonspor’a dönüşünü değerlendirme fikri gelişti.
Sadi Karakaş’a teşekkür edelim!
***
En baştan başlayalım mı?
Futbolcuyken pivot santrfor oynardı Abdullah Avcı. Altın kafa derdik, iyi bir golcüydü!
O kadar da baştan demedik mi diyorsunuz?
Peki, hemen teknik analizimize başlayalım o zaman;
Teknik Direktör olduktan sonra “güvenli oyun” denilen disiplinli ve sabırlı oyun anlayışını tercih etti ve hocası Aykut Kocaman ile beraber en önde gelen uygulayıcısı oldu.
Başında olduğu bir takımın maçını izleyen herkes kenardan yaptığı talimatları, el kol hareketlerine bakarak Avcı’nın maçı PES oynuyormuş gibi yönettiğini görür. Oyuncuların özgür hareket etmesini istemez, onların kuklacısı rolünü üstlenir. Her anı, her hamleyi tarif eder ve yönlendirir. Bunun için de genç yerine yaşlı oyuncu tercih eder. Yaşlı oyuncular gençlere göre daha disiplinli ve daha doğru hamleler yapar. Fazla müdahale etmek zorunda bırakmaz.
Buna bir örnek verelim;
İlk geldiği sezondan ilk izlenimim; Bilal Başaçıkoğlu soldan topu alıp gidecektir, kenardan bir ses gelir ve geri döner. Oyuncu aslında basıp geçebileceği, hücuma çıkabileceği her pozisyonda ya hocanın talimatını bekler ya da geriye pas atar… Bu durum genç oyuncular için sıkıntılı bir süreçtir. Psikolojik olarak etkilenir ve performans veremez. Oyuncudan kolay vaz geçer, yetiştirmek veya ders vermek gibi tali işlerle uğraşmaz.
OYUN ANLAYIŞI;
5+5 dediğimiz 5 savunma 5 hücum oyuncusu ile sahaya yayılır. Genelde 4-1-4-1 gibi bir diziliş kullanır. (Bjelica ile aynı.)
Rakip durumuna ve oyuncu profiline göre 4-2-3-1’e geçiş yapar. Maç içinde rakibe göre değişimler olsa da genelde topun takımında kalması için bol yan ve geri pas yapılmasını ister.
Aslında özetlersek oyun anlayışını; Kendi tabiri ile GÜVENLİ OYUNdur!
Bu oyunun da ana aksı SABIRdır!
Savunma Anlayışı
Hocalığının ilk yıllarında orta sahada rakibi oynatmamak üzerine kurguladığı bir savunma anlayışı vardı. Takım büyüdükçe bu savunma anlayışında da değişikliklere gitti.
Yukarıda bahsettiğim gibi savunmada 5 sabit oyuncuyu ana rolde kullanır. Yan rol olarak kanatlar ve orta sahadan biri de savunma anlayışında yardımcı roldedir. Genelde göbeği kapatıp rakibi kenara yönlendirir. Dolayısıyla karşı takımı orta yapmaya zorlayarak kale güvenliğini sağlar. Çünkü onun anlayışında orta yapmak lüzumsuz bir aksiyondur. 100 ortada şu kadar gol olur gibi istatistiklerle bu tezini savunur. Bek oyuncu profili genelde stoper kırması veya atletik modeller olup hava hakimiyeti olanlar tercih sebebidir. Savunmanın 5. ismi olan 6 numara konusunda çok seçici olup sürekli bir “Mahmut” arayışı vardır. Trabzonspor macerası sonrası dominant oyun için burada Hamsik tarzı regista model denese de çok verim aldığını, çok isteyerek de tercih ettiğini düşünmüyorum. O sürecin sonu Trabzonspor baş aşağı doğru gitmeye başladığı dönemlere denk gelir zaten. Benim çok istediğim; iyi, hızlı oyun sevdasına kapılıp anlayışını değiştirmeye çalışması takımın düşüşünün başlangıcı olmuştu.
Hücum Anlayışı
Başakşehir’de çalışırken rakiplerin üstüne gelmesi sebebiyle genelde geçiş hücumu kovalayan ve savunma arkasına koşu atan bir oyun yapısı vardı. Başakşehir güçlendikten sonra bu anlayışını yenileme ihtiyacı duydu ve çeşitlemeleri artırdı.
Avcı’nın hücum modelinde en önemli yöntem; set hücumudur. Zaten oyuncuyu kenardan yönlendirmesinin ana sebebi de budur. Her golün çalıştığı şekilde atılması ona son derece keyif verir ve maçtan sonra gözleri parlayarak bunu anlatır. Bu anlarda aslında çok duygusal olduğunu fark edersiniz. Hücumda çok farklı organizasyonları olduğu için tek tek anlatmaya gerek yok, ligin en çok hücum varyasyonu olan hocası desek yanlış olmaz.
Fakat benim şahsi gözlemim; hücumdaki ana taktiği SABIRdır!
Genelde rakibin sabrını zorlayıp hata yapmasını bekler. Bir tilki kurnazlığıyla bol pas yaparak rakibi uyutur, açığı bulur ve skoru alır.
Hücumda kanatların birini içeri girerek oynatırken, diğerini de klasik kanat modeli kullanır. Trabzonspor macerasında da aynı yönteme devam etti. Genelde pivot santrfor tercih eder. (Mehmet Batdal ve Cornelius örnekleri yeterli olur zannedersem.) Bunun sebebi; uzun topları indirip 3-5 saniye bloke ederek takımın rakip sahaya güvenli bir şekilde yerleşmeyi sağlar bu tür pivot santrforlar. Ayrıca bu oyuncuları duvar olup ikiye bir için kullanır. Orta sahada 6 numara önündeki iki oyuncunun hücuma çıkmasını istediği için genelde 10 numara özellikli tercih eder.
Hücumu, savunmayı detaylı olarak çalıştığı gibi rakibi de iyi çalışır. Her oyuncuya göre plan yapar. Baskı yapacağı, hataya zorlayacağı oyuncuları tespit edip hücum planında kullanır. (Başakşehir’deki bir maç sonrası “Şu stopere baskı yapıp diğer oyuncuyu boş bıraktık. Oyunu onun kurmasını istedik” diyerek galibiyetin taktiksel ana sebeplerinden birini böyle açıklamıştı.)
Türk hocalar içinde teknik analizi, rakip analizi, bireysel oyuncu analizini yaparak oyun planı kurgulayan ve bunu en iyi yapan hocadır. Yeni nesilden Çağdaş Atan ve Fatih Tekke gibi hocalar da bu konuda göze batan isimlerdir.
Avcı’nın dönüşü Hakkında
Buraya kadar gözlem ve teknik bir analiz yaptım. Genelde bir çoğumuz bu yazdıklarımı biliyorsunuz. Şimdi Avcı’nın dönüşü ile ilgili kişisel kanaatimi yazma zamanı.
Kulübün içindeki mali durum ortada.
Parayı veren düdüğü çaldığı bir ortamda da yaşıyoruz.
Parayı Ertuğrul Doğan veriyorsa düdüğü de elbette o çalacak.
Madem başkan istiyor bizim fikrimizin bir önemi de yok. Ama fikrimi yazmaya da engel yok!
Bu saatten sonra “gelme” demenin de anlamı yok.
Madem geliyor en azından mali dengeleri sarsmayacak bir dönem olsun temennisinde bulunabilirim. Temenni olarak kalacağından da eminim.
Çünkü bir tarafta Avcı bir tarafta Doğan varsa para oluk oluk akacaktır.
Kulüp bu gidişle büyük bir batağa saplanacaktır.
Neden Gelmesini İstemiyorum?
Abdullah Avcı gideli 215 gün olmuş, yani tam 7 ay dolmuş.
Biri çıkıp “niye gitti niye döndü” demez mi?
Der elbette ama cevabı yoktur!
Bu kadar erken dönmesini istemezdim.
Çünkü yaşananların olumsuz kısmının dumanı hale tütmekte. Alanyaspor ve Antalyaspor’dan yenilen 5 golün acısı çok taze. Yaptığı yüksek bütçeli transferlerin cezasını UEFA’ya yeni ödedi kulüp. UEFA topu tüfeğiyle kapıda beklemekte. Bir yanlış iş daha olursa gelecek ceza para ile olmaz. Getirdiği 30 yaş üstü yüksek maaşlı oyuncuların tazminatlarının 1. taksitleri bile ödenmedi.
Onun için bu kadar erken dönmesini istemezdim. Hocanın Trabzonspor macerasında toplam 34 transferi var. Büyük bir çoğunluğu iyi olmadığı için gitti. Bir kısmının tazminatı ödenmeye devam ediyor. Kurduğu takım Trabzon şehrinin gördüğü en pahalı kadro idi ama en kötü sezonlarından birini yaşadı.
Bu kadar olumsuzluk varken dönmesi doğru olmaz.
Üstelik taraftarın bir kısmı belki yarısı belki 3’te 1’i bu dönüşe karşı.
Yani camiada büyük bir birliktelik sağlanamıyorsa başarı zor gelir.
Korkarım Fenerbahçe’deki ikinci Ersun Yanal dönemi gibi olacak.
Onun için bu kadar erken dönmesini istemezdim.




