Çocukken 50 kuruş bulup çiklet alır, şekeri bitene kadar çiğnerdik.
Sonra ya yutar ya da atardık.
Bazen de bir arkadaşımızın saçlarına muziplik olsun diye yapıştırırdık!
Nereden mi çıktı çocukluk hikâyeleri?
Dün Trabzonspor’un U19 takımı kuzeyin “şey”sini Türkiye finalinde yenerek şampiyon oldu. Kupa töreninde 1. olan ekibin A Takım Teknik Direktörü Abdullah Avcı’yı görünce bu anılarım aklıma geldi.
Kısaca bu günkü konumuz; Trabzonspor’da 1.282 gündür sürekli çiğnenen ve şekeri hiç bitmeyen “verimli topraklar” sakızı!
1282 rakamı öyle tesadüf bir rakam değil.
Abdullah Avcı’nın dilimize pelesenk ettiği “verimli topraklar” sözünün doğum tarihidir.
O kutlu günün seneyi devriyesine 180 gün kaldı, şimdiden kutlamalara başlamazsak hazret bize kızar.
“O” söz, defalarca tekrarlanıp şekeri bitmeyen sakız gibi sürekli çiğneniyor ama bu topraklardan ürün almak, mecbur kalmadıkça asla aklına gelmiyor bu deyimin kaşifinin.
Bordo mavili takımda kısa bir süre teknik direktörlük yapan, “verimli topraklar” tabirini hiç kullanmayan Nenad Bjelica bile o toprakları sürmeyi; ürün almayı düşündü.
Hırvat hocanın denediği/ oynattığı tecrübesiz gençlere verdiği süreler;
Arif: 568 dakika, Ali Şahin: 268 dakika, Abdurrahman: 154 dakika, Salih: 172 dakika, Emirhan: 100 dakika, Poyraz: 86 dakika, Oğuzhan: 90 dakika, Onuralp: 14 dakika.
Hatta Abdullah Avcı’nın ara vermek zorunda kaldığı o sezon, Trabzonspor en güçlü ve pahalı Avcı kadrosuyla Alanyaspor’dan 5 yemiş, Hırvat Hoca Hüseyin-Taha tandemi ile çıkıp o maçın rövanşını yine 5 golle alarak gençlere güvenmenin önemini göstermişti.
Kısa bir süre bu ülkede kalıp kariyerinde bir delik açılacağını bile bile gençlere kucak açan Nenad hocaya bu verimli topraklar adına teşekkür ederim.
Ben gönülden “verimli topraklar” yazdım asla göz boyamak için değil. Samsun’dan Artvin’e kadar bütün doğu Karadeniz, Türk futbolunun altın madenidir. Bir ara mevcut A Milli Takım kadrosuna bakmıştım, takımın yarısı bu bölgenin çocuklarından oluşuyordu.
Evet, bu bölge gerçekten “Verimli toprak” işlemesini bilmezsen çöle dönüşür.
***
Geçen akşam TV’de Beşiktaş başkanını gördüm. Kötü bir sezon yaşanmasına rağmen, bir başka bu toprakların ürünü Semih Kılıçsoy’dan bahsediyor ve şampiyon olmuş edasıyla gurur duyuyordu. O an aklıma; “Ah keşke 3-5 puan eksik alsaydık da 1-2 genci a takım rotasyonuna dahil edebilseydik” cümlesi takıldı. Bugüne nasipmiş yazmak!
Dün hayranlıkla izlediğimiz Poyraz’ın geçen yıl alt yaş milli takımında yanında sönük kalan Semih Kılıçsoy’dan bahsediyorum. Aradan 1 yıl geçti Semih nerede Poyraz nerede?
***
Dönelim şampiyonlara…
Bu yaş kategorilerinde Trabzonspor daima zirvededir. Muhtemelen birkaç gün sonra u17 takımı da final oynayacak.
Önemli olan bu yaş kategorisinde şampiyon olmak değil, “Verimli topraklar”ın ürünlerini sergilemek. O turnuvalar gençlerin yetişmesi, özgüveni ve pazarı için gerekli. İkinci de olsa 3. de olsa turnuvanın son gününe kadar kalıyor olmak değerli.
Dün iyi ve arzulu bir oyunla kupayı Abdullah Avcı’nın elinden alan gençleri tebrik ediyorum.
***
Trabzonspor alt yaş takımları İstanbul’a geldikçe zaman zaman izlemeye giderim. Bu takımın birçok oyuncusunu da birkaç yıl evvelden izlemiştim. Hatta mini bir rapor şeklinde arkadaşlarımla paylaşmıştım Bican’ıyla Boran’ıyla…
İçlerinden belki Messi çıkmayacak ama rotasyonda veya on birde alternatif olabilecek gençler mutlaka olacak. İyi işlenebilirse neden bir Ahmetcan Kaplan daha çıkmasın?
Ahmetcan demişken 2021’de de U19 takımı Türkiye şampiyonu olmuştu. O takımdan Ahmetcan Kaplan Ajax’ta, Arif Boşluk yedek kulübesini süslüyor. Hakan, Emirhan, Emircan, Kadir, Mustafa, Görkem, Veysel, Emir ve ismini hatırlayamadığım diğer "çocuklarım" ekmeğinin peşinde yurda dağılmış durumda.
Her ne kadar kendi şehrinde değer görmeseler de sırtlarında hep o “61 numara”!
Bu şehri ve bu verimli toprakları temsil ediyor.
Geldiğimiz son nokta;
Daha çok “verimli topraklar” masalı duyacağız!
Umalım masal olarak kalmaz icraata dökülür.




