Futbol tatilde ama maç devam ediyor.

Transfer sezonunu âdeta bir derbi edasıyla dolu dolu yaşıyoruz.

Fakat lig maçları bir başka olur. Ak kara ortaya çıkar, gerçekler meydana saçılır.

Transfer sezonunun süsü dökülür.

*

*

*

Önce transfer sezonu;

Her transfer mevsimi, futbol dünyası için şampiyonluk maçı gibidir.

Uçaklar iner kalkar, yıldızlar gelir gider.

Bir önceki yıl dev bütçelerle, yüksek maaşlarla getirilen isimler teneke bağlanıp gönderilir.

Yerine gelenler havalimanında büyük coşku ile karşılanır. Biz de o oyuncunun bir sonraki sene aynı akıbeti yaşayacağını bile bile havalimanına koşarız.

Sanki bir derbi maçı gibidir transfer mevsimi.

Asıl yarış sosyal medyadadır.

Karşılıklı atışmalar, mesajlar, kızdırmalar, alay etmeler birbirini takip eder.

Bu yarışa koskoca kulüpler de bazen 14 yaşındaki bir genç tavrıyla girer.

Bir başka olur transfer dönemleri.

Her transfer sezonunun bir şampiyonu da vardır. Lig başlayana kadar övgüler, methiyeler yazılır, “Avrupa Şampiyonu” iddiaları havada uçuşur.

TV ekranlarında koca koca adamlar;

“Hasan penaltı hariç 35 gol atar”

“Hüseyin ligin içinden geçer”

“Ataryemez süper kaleci almış”

“Bu sene kesin şampiyon oluruz”

“Birinci belli ikincilik için yer kapın”

Gibi yüksek perdeden cümleler kurar…

Ama lig başlayınca her şey değişir.

Zihinlerde oluşturduğumuz hayaller, tasavvurlar, sahte kahramanlar gitmiştir. Ayaklar yere basmak zorundadır. Çünkü futbolda er meydanı başka olur.

Yeşil sahalar aydınlanır, futbolcunun hası ortaya çıkar. Artık teknik, taktik ve gerçekler konuşur, kapışır ve hayaller susar.

Yiğit meydanda olur atasözüne uygun, yeşil çimler “en iyiyi” belirler.

Takım değeri 100 milyonlarla ölçülen “büyükler” 10 milyon bile etmeyen küçük bütçeli ekipler karşısında ecel terleri döker. Eller, ayaklar birbirine dolanır. Denizden çıkmış balık gibi şaşkınlık yaşarlar. Çünkü futbol sosyal medyada, konsol oyununda değil, yeşil çimde oynandığının acı gerçeği yüzlerine vurulur.

Bu sefer de psikolojik harp devreye girer. Hakemler yerden yere savrulur. Kimsenin takımı asla yenilmez mutlaka bir bityeniği olur. Hep bir bahanemiz vardır asla yenilmeyiz!

Fakat günün sonunda istemesek de futbolun er meydanı sahalar olduğunu kabul ederiz.

Transfer dönemi geride kalan, yıldız diye adlandırılan oyuncu getiremeyen veya çok düşük bütçelerle takım kurmak zorunda olan ekiplerin taraftarları; tekrar heyecanlanır ve şampiyonluk hayalleri kurmaya başlar.

Artık onlar da transfer döneminin büyüsünden kurtulur, futbolda er meydanının gerçekliğini görür.

Bu hengamenin, kavganın gürültüsünden günlerin nasıl geçtiği anlaşılmaz. Bir de bakmışız ki; yine sezon sonu gelmiş.

İpi göğüsleyen belki hiç tahmin etmediğimiz bir takım, belki de favorimiz olur ama istemesek de sezon biter. Şampiyon olamayan takımların taraftarları, her yenilen futbolcunun maç çıkışı söylediği o meşhur cümleyi tekrarlar; ÖNÜMÜZE BAKACAĞIZ.

Kısaca şampiyon olan mutlu, diğerleri umutlu olur.

Sağlıcakla kalın…