Geçen sezon Antalyaspor ve Alanyaspor bu yıl Galatasaray.
Trabzonspor için 5 gol yemek artık sıradanlaştı.
Ve bu maçların hepsinde takımın başında savunma uzmanı bir teknik adam vardı. Abdullah Avcı’yı kayıtsız şartsız seven arkadaşlar “kadro kalitesi” bahanesine sığınacaktır.
Bu bahaneyi öne sürmek; Avcı’yı koruma içgüdüsünün bir ürünüdür. Sadece yetersiz kadroyla, yanlış bir planla da açıklanamaz böyle büyük bir hezimet. Farklı mağlubiyetin birçok ayağı olduğunu düşünüyorum.
Ama en önemlisi bana göre motivasyon eksikliği.
Bu görüşümü de 10 Kasım akşamı Konyaspor maçından sonra yaptığı açıklamasına bağlıyorum.
Bir takımda bir teknik adam, oyuncuları suçlamaya başlamışsa, artık o takım kolay kolay dikiş tutmaz. Motive etmek zorlaşır, hoca oyuncuları kendisi için oynamaya ikna edemez. Hatta o oyuncuların arkadaşları da sıranın kendine geleceğini düşünerek temkinli olur ve yüreğini tam anlamıyla koyamaz.
Benim gördüğüm bu coşku ve istek eksikliğinin ana kaynağının 2 ay yaşadığımız o süreç olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca takımın en sevilen oyuncusunun taraftar önüne atılması, her oyuncuyu diken üstünde tuttuğu gerçeği de yadsınamaz.
Artık Trabzonspor’un dikiş tutması bana göre zor.
Düşüş skor ve puan olarak olmasa da mehter takımı gibi 2 ileri 1 geri devam edecektir.
Bu durumun çözümü sadece kadro yenilemesi veya teknik adam değişimiyle olacağını da düşünmüyorum.
Değişimin bütün bünyeye yayılması gerekir. Değişimden kastım kişiler değil, anlayışın değişmesidir. Kulübün mali yapısına uygun planlar ve hedefler belirlenerek hamasi “şampiyonluk” sözlerinden vazgeçilip düzgün bir yapılanmaya gidilmelidir.
Başka türlü bir tavır günü kurtarır ama geleceği yok eder.
Peki bu saatten sonra ne olur?
Kimse asla istifa filan beklemesin.
Önce panik transferi yapılır.
Ardından “yeni bir yola girdik biraz sabır” gibi bahanelerle sezon bitirilir. Yeni sezonda “hedef şampiyonluk” diyerek zaman kazanmaya çalışılır. Bu sürecin finali de önce teknik adam ayrılığı sonra da genel kurul kararı olur.
Yani geçen yıl yaşanan sürecin bir benzerini farklı sıralarla yine görürüz.
***
Teknik olarak bir şeyler ilave etmek gerekirse;
Dün plan ve kadro tercihinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Zaten maçtan önce Galatasaray’ın oyun yapısı gereği Trabzonspor’un savunma kurgusunun ve orta sahanın değişmesi gerektiğini yazmıştım.
Ayrıca Abdullah Avcı’nın savunma uzmanı olduğunu ve farklı bir plan yapmasını bekledim.
Fakat Avcı hiç beklemediğim ve hiç yapmadığı cesur bir planla maça çıktı.
Bu kadro yapısıyla kora kor oynamaya çalışması beni çok şaşırttı.
Trabzonspor anlık bir gafletle golü erken yemese, belki Avcı’nın planı da tutabilirdi. Ama ilk golü yedikten sonra artık dönüş mümkün değildi. Bunu da karşılaşmadan önce “Trabzonspor ilk golü yerse farklı bir sonuç olur” diye bile yazmıştım.
Çünkü biliyordum ki; hocanın takımları golü yedikten sonra hep zorlanır. Hücum planları set üzerinden olduğu için sabır gerektirir. Bir de karşında Galatasaray gibi “geçiş” konusunda ülkenin değil Avrupa’nın sayılı ekiplerinden biri varsa; farklı bir sonuç kaçınılmaz olur.
Bana göre doğru tercih; Fenerbahçe maçı planı ve başlangıç değil bitiriş kadrosu olmalıydı.




