Papara Park böyle zulüm görmedi.
O güzel stada, harika çimlere yazık değil mi?
Aylardır OYUN YOK!
“Gelişme/değişme” hikâyeleri de artık kesmiyor, skorlar evlere şenlik!
Yönetim başka makamda, teknik adam bahane peşinde.
Gelin bu döneme beraber bakalım:
İmza attığı ilk gün “YANLIŞ ZAMAN YANLIŞ KARAR” diyerek 6-7 ay evvelki tarihin en pahalı kadrosuyla yaşananlara vurgu yapıp erken dönüş olduğunu yazmıştım. Ve o yazıyı “Korkarım Fenerbahçe’deki ikinci Ersun Yanal dönemi gibi olacak” diye bitirmiştim.
O günlerde bu gelişi savunanların tek argümanı: “ŞAMPİYON YAPTI BİZİ” idi.
Yeni hayaller pompalanmış, yeni umutlar zerk edilmişti.
Geldiğimiz noktayı artık herkes biliyor.
II. Abdullah Avcı döneminde lig maçlarında attığım başlıklar durumu özetliyor!
İlk maçında “NEREDE KALMIŞTIK?” diye sorarak giderken bıraktığı kötü oyuna vurgu yaptım.
2. maçında “RİSK YOKSA KAZANÇ DA YOK!” diye korkak futbola işaret ettim.
3. maçı öncesi “ZOR MAÇA USTA PLANCI” diyerek savunma/kontratak futbolu konusunda becerisinden bahsedip maçı kazandığında “KARTAL AVCI’SI” diyerek İsmail Kartal’ın düştüğü tuzağı anlattım.
4. maçındaki galibiyet sonrası “İYİ SONUÇ KÖTÜ FUTBOLU ÖRTMÜYOR!” diyerek kötü oyuna vurgu yapmaya devam ettim.
Fakat Avcı ve yancıları yüksek volümle skoru ve tabelayı gösterdi.
5. maçındaki bir beraberlik sonrası “YANLIŞ KADRO DOĞRU OYUN” başlığı kullanarak tercihleri sorgulayıp futbol için bir adım atıyor hissine kapıldım.
6. maçında çırağı karşısında düştüğü tuzağa işaret edip “USTAYA ANALİZ DERSİ!” dedim.
7. maçı II. Avcı döneminin zirvesi olan karşılaşmaydı; “İYİ OYUN SİNYALLERİ!” diyerek hakkını verdim.
8. maçı kısa sürdü “EĞRETİ BİR ÇEKİLME KARAR” diyerek İstanbulspor'un tuhaf tavrını anlatmış, o ana kadar oynanan kötü oyuna bile değinememiştim.
9. maçındaki beraberlik sonrası sürekli tekrarladığı bir kelimeye vurgu yaparak “GELİŞMEK İÇİN DEĞİŞİM ŞART!” başlığı kullanarak, durumun iyi gitmediğini bir şeylerin değişmesi gerektiğini belirtmiştim. Aldığım tepkiler geçmişte yaşananlara vurguya dönmüş, savunma argümanları kalmayanlar “ŞAMPİYON YAPTI BİZİ” ninnisine sığınmıştı.
10. maçında ise; 3 puana rağmen kötü oyuna bir daha değinerek “KAZANAN HAKLIDIR!” demek zorunda kalmıştım.
11. maçındaki ezik oyun için “BÜYÜK TAKIM MAHKÛM OYNAYAMAZ!” diyerek Abdullah Avcı’nın “Güvenli oyun”una vurgu yaptım.
12. maçındaki tarihî hezimet sonrası “Gadro yetersiz” bahanesi karşısında taktik eksikliği belittim: “TRABZONSPOR NEDEN FARK YEDİ?”
13. maçta ise; “UÇURUMUN KENARINDA!” diyerek gelinen durumun sebebinin sadece Avcı olmadığını, asıl sorumluluğun yönetimde olduğunu anlatıp gidişatın tamir edilip düzeltilecek safhayı geçtiğini vurguladım.
Ve geldik dünkü Kasımpaşa maçına. Avcı’nın 14. lig macerasıydı. Misafir takımın bir sürü eksiği vardı. 17 yaş ortalamalı tandemi, genç ve acemi bir kalecisi de cabasıydı.
Maçı izlemeyenler için söyleyeyim; değişen hiç bir şey olmadı. Kötü oyuna, küçük takım futboluna devam edildi. Avcı cephesinden yine bir sürü bahane sıralandı.
Aynı süreci yetersiz kadroya rağmen daha çok puanla geçiren Bjelica geldi aklıma.
Hırvat hocanın kontratak futbolunu, mahkûm oyununu “küçük takım” planını bile özler hale gelmiştim. En azından bir coşku veriyor riske giriyordu Bjelica. Çok gol yiyor ama atıyordu da!
Benim cephemden bu süreç Trabzonspor tarihi için kara bir leke!
Antalya 7, Akhisar 6 atarken bile bu kadar ezilmemişti Trabzonspor. Dik oyundan taviz vermemiş gençleriyle futbol oynamaya çalışmıştı!
Bordo mavililer 1-2 maçın 5-10’ar dakikalık bölümü haricinde aylardır kötü oynuyor.
Hiçbir bahane ruhsuz, düzensiz, kişiliksiz ve coşkusuz futbolun mazereti veya cevabı olamaz!
Ey yönetim ve destekçileri!
Takım üçüncü, hoca da “ŞAMPİYON YAPTI BİZİ” diye kandırın kendinizi!
“Yangın var” diye bağırsan muhtemelen “ŞAMPİYON YAPTI BİZİ” diye reaksiyon verecek kadar görmeyin, duymayın!
Ninniyle uyuyun, masallarla avunun!
“ŞAMPİYON YAPTI BİZİ” bahanesine sığının.
Ağızlarınıza sakız yaptığınız “ŞAMPİYON YAPTI BİZİ” kaçış noktası olmaktan çıktı. Artık hiçbir illüzyon hiçbir sihir, geldiğimiz noktanın garabetini gizleyemez veya hoş gösteremez.
Umut tacirliği yapıp “geçiş süreci” diyerek hala destek talep edilmesin.
Az değil 14'ü lig, 2'si kupa 16 maçta ortaya bir şey konulmadıysa, minicik bir gelişme olmayıp zirveden düşen kar topu misali büyüyerek geriye gidiş yaşandıysa, gelinen noktayı siz takdir edin.
“Trabzonspor büyük takım” diyerek “2-0’dan maç vermez” argümanınızı hatırlayın!
Takımın başında başka bir yönetim olduğunu düşünün, başka bir teknik adam takımı yönettiğini hayal edin! Ve gelinen son noktada onlara ne söyleyecekseniz, aynısını konuşmadan yapın lütfen!




