Bir teknik adamı analiz ederken herkes kendi penceresinden gördüğü kadarını resmeder. Thomas Reis ismi kesinleştikten sonra gördüğüm yorumlarda “katı savunmacı” veya “çirkin futbol” gibi uç görüşler de vardı, “önde basan hücum sihirbazı” diyenler de...
İzlenen maç sayısı ve analiz edilen anlara göre bu görüşler elbette değişir. Ancak hakikat, teknik adamın elindeki malzemenin kalitesinde ve onu nasıl işleyeceğinde gizlidir.
Bu arada Abdullah Avcı dayatmasına gitmeyip Thomas Reis gibi dinamik bir ismi tercih eden yönetime de ayrıca teşekkür etmek gerekir.
Trabzonspor'un Mevcut Fotoğrafı
Önce Trabzonspor’un mevcut fotoğrafını çekelim: İsim isim bakıldığında mevcut kadronun şampiyonluğu sürpriz olmayacak bir kalite ve derinliğe sahip. Üstelik erken biten transferler sayesinde tam kadroya yakın bir kamp dönemi geçirildi. Rakiplerin hâlâ transfer kovaladığı ve ilk 11 arayışında olduğu bir süreçte, 11'i belli olan ve lige formda başlayacak bir ortam sunulmuştu bir önceki teknik adama.
Fakat sahada, sanki hiç çalışılmamış gibi ne oynadığı belli olmayan bir takım gördük. Takım boyu 30-60 metrelere kadar uzayan, hiçbir şampiyonluk adayının yapmayacağı şekilde savunma hattını kendi ceza sahası yayına kuran bir Trabzonspor vardı. Bu şartlarda Fatih Tekke istifa etse de etmese de yollar zaten ayrılacaktı.
Ve Trabzonspor yeni bir yola girdi. Takımın yeni lideri Thomas Reis. Temel Reis’in nesi oluyor bilmiyorum ama bol bol ıspanak yemiş gibi bir fiziğe sahip. Oyuncu olsam açıkçası biraz çekinirdim. :)))
Benim Gördüğüm Thomas Reis
Benim izlediğim ve sahada gördüğüm Thomas Reis; son derece disiplinli ve kompakt bir düzene inanıyor. Özellikle ön alanda pres yaptıran ve rakibin hatasını kollayan bir oyun anlayışına sahip.
Bu anlayışı doğru uygulayabilmek, bir büyük takım için bana göre yolun yüzde 80’ini katetmek demektir. Çünkü bu planı hayata geçirmek için risk alıp savunma hattını rakip sahaya kadar öne çekersiniz. Bu durum savunma arkasında minimum 4 dönümlük bir boşluk bırakmak, yani geçiş hocaları için bir nimet olur.
Ancak ön alanda doğru konumlanıp doğru baskıyı kurduğunuzda, rakip o topu o boş alana bilinçli şekilde gönderemez. Hocanın en önemli özelliği de takım boyunu kısa tutarak ön alan presinin gücünü artırmaktır.
Sistem ve Kadro Uyuşması: Üç Kritik Soru
Sistem ve oyuncu profili belli; geriye kalan o profile uygun isimleri sahaya doğru yerleştirmek. Asıl soru işaretleri ise tam bu noktada başlıyor:
- Trabzonspor savunma hattını rakip sahaya kadar çekebilir mi?
- Ön alan presi bu kadroyla yapılabilir mi?
- Kompakt bir şekilde takım boyu ayarlanabilir mi?
Cevaplarıma gelince:
1. Savunma Hattı: Çekilebilir kanaatindeyim. Elde hızlı stoperler var; oyun kurucu ve süpürücü rollerini üstlenecek teknik stoperler mevcut. Gerekirse orta sahadan bile takviye edilebilecek uygun merkez oyuncularına sahip Trabzonspor.
2. Ön Alan Presi: Kamuoyunda mevcut oyuncuların ön alan presi yapamayacağı yönünde yaygın bir kanaati var. Ben buna katılmıyorum. Ön alan presi dediğimiz eylem, 3-5 saniye süren ve oyuncunun bulunduğu 5-10 metrekarelik alanda yapılan ani bir baskı türüdür. Raheem Sterling gibi koca popolu bir arkadaş bile bunu Premier Lig seviyesinde yapabiliyorsa, mevcut oyuncuların istediklerinde yapabileceğini düşünüyorum. Tek istisna Onuachu olabilir; çünkü bu baskı çabukluk ve hız ister.
3. Kompakt Yapı: Kompakt bir yapı inşa etmek biraz zaman gerektirir. Trabzonspor kadrosuna her ne kadar genç desek de ilk 11'i tecrübeli isimlerden oluşuyor. Bu tecrübeyle kompakt oyunu rahatlıkla uygulayabilirler.
Böyle bakınca aslında teoride çok büyük bir sorun gözükmüyor. Oyuncuların arzusu, bu maddelerin sahadaki uygulama kalitesini belirleyecektir.
Ancak asıl kritik meseleyi sona bıraktım: Bu anlattığım oyun planı orta sıra bir takım için gayet yeterli olabilir. Peki ya şampiyonluğa oynayan, her maçı kazanmak zorunda olan ve rakiplerin “otobüs çektiği” bir ortamda yeterli gelir mi?
İşte sorun olabilecek tek nokta burası. Trabzonspor’un orta sahadaki çift yönlü yeteneklerinin kalitesi bu süreçte anahtar rol oynayacak. Bir önceki teknik adam Bouchouari yerine başkasını kupa kadrosuna yazsaydı süreç daha kolay olabilirdi. Yine de takım içinden veya U19’dan evrilecek, dikine top sürebilen iki merkez oyuncusu bu sıkıntıyı kısmen çözebilir.
Kadro bu ve hoca buradan bir ürün çıkaracak. Belki de orta sahayı transit geçip bütün oyunu kanatlar üzerinden kurgulayacak. Buradaki tercihler, hocanın kendi felsefesine ne kadar katı bağlı olduğunu ya da ne kadar pragmatik çözümler üretebildiğini gösterecek.
Asıl Belirleyici Unsur: İdari Disiplin ve Liderlik
Bunların hepsi teknik meselelerdi. Ancak bundan sonra yazacaklarım gerçekleşmediği takdirde, teknik planların hiçbir hükmü kalmaz.
“Taktik maçı kazandırır, ancak soyunma odasındaki adalet ve idari duruş şampiyonluğu getirir.”
Bildiğimiz gibi takımda yüksek ücretli ve kariyerli futbolcular var. Bu isimlerin yeni sisteme adaptasyonunda sorunlar yaşanması muhtemeldir. İşte burada hocanın liderliği ve yönetimin onun arkasında durma kararlılığı test edilecek.
Thomas Reis’in alacağı her kararın arkasında ne kadar durulacağı, Trabzonspor’un önündeki günleri belirleyecek temel meseledir. “Bu oyuncu mutlaka oynamalı” gibi dış müdahaleler veya tavırlar, sistemin işlemesinin önündeki en büyük engel olur. Yönetimin hocanın yanında durduğunu açıkça göstermesi, oyuncu grubunun karşısında teknik adamı güçlü kılar. Fatih Tekke döneminde olduğu gibi imza törenine dahi gelmeyen bir başkan tablosunun tekrarlanmayacağını ve hocanın ilk günden güçsüz bırakılmayacağını umuyorum.
Özetle; teknik detaylar en nihayetinde sahada çözülür, gerekirse genç takımdan bir isimle o boşluk kapatılır. Asıl mesele; idari duruşun, takım disiplininin ve hocaya olan inancın eksiksiz sağlanmasıdır. Bu birliktelik kurulduğu an, Trabzonspor ait olduğu zirve mücadelesine yeniden ortak olacak ve camianın yüzünü güldüren o beklenen başarı hikâyesi el birliğiyle yazılacaktır.




