Milli maç olunca konu futboldan çıkıyor.
Dün Avusturya maçı öncesi Prof. Dr. Erhan Afyoncu Viyana Kuşatmasını ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın yanlış taktiklerinden bahsetmişti.
Biz de tarihten devam edelim.
Atalarımız Avusturya’ya Nemçe, Hollanda’ya da Felemenk dermiş!
“Bizim Çocuklar” dün Avusturya karşısında “yine” tarih yazdı. (2002’deki Dünya Kupası’na Avusturya’yı 5-0 yenerek katılmıştık.)
Şimdi de aynı takımı yenerek Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale çıktık.
O Avusturya, 3 ay evvel hazırlık maçında bizi 6-1 yenmişti. Bu galibiyetin zafer sarhoşluğu içinde abartılı sevinç ve alaylı söylemleri vardı.
Yollarımız bir daha kesişti. Bu defa önemsiz değil “Ya tamam ya devam” karşılaşmasıydı.
“Bizim Çocuklar” gerekeni yaptı ve hesabı bir daha kesti!
Emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Tarihle başladık tarihle devam edelim…
Merih ikinci golü attığında artık buradan dönmez diye düşündüm ve aklıma ilk gelen intikam cümlesi “Siz bizim sakalımızı biz sizin kolunuzu” sözü oldu.
O cümlenin hikâyesini kısaca hatırlayalım;
1571 yılında haçlı donanmalarına karşı İnebahtı Deniz Muharebesi’nde ağır bir yenilgi almıştık. Bu zaferin heyecanıyla Venedik elçisi, Veziriazam Sokullu Mehmet Paşa’ya laf sokmaya kalkışır, paşa da o tarihi cümleleri kurar; "Siz İnebahtı'da bizi yenmekle sakalımızı tıraş ettiniz. Biz ise Kıbrıs'ı alarak sizin kolunuzu kestik, kesilen kolun yerine yenisi gelmez fakat kesilen sakal daha gür çıkar."
Avusturyalılar bir hazırlık maçı ile sevinip alay etmesine en güzel cevap oldu bu galibiyet. Mutluyuz ama beni daha çok sevindiren; gurbetçilerimizin o diyarlarda başı dik dolaşması.
Önemsiz bir maçta bizim sakalımız tıraş eden Avusturya’nın çeyrek finale çıkma maçında turnuvadan ayağını kesmiş olduk.
Teknik arızalar
Maçtaki teknik detaylara çok girmek istemiyorum ama birkaç konuya parmak basmak gerekli.
Oyunumuzun ana gövdesi savunmadan topla çıkarak bir plan dahilinde çok hızlı geçiş yapmak. Bunun için de ayağı iyi stoper, çabuk orta saha, hızlı bek ve kanat kullanıyor Montella. Rakibi üstüne çekip arkadaki boş alanlara şimşek gibi geçiş yapıyor. Bu sistemde de Hakan Çalhanoğlu olmazsa olmaz. Çünkü, terse uzun top atmak lazım baskıyı kırmak için. (Baskıyı kırmak rakibi az adamla yakalamak ve yarım gol manasına da gelir.) Dikine hızlı pas yaparak hatlar arasındaki boşluklar değerlendirilmeli. Tek pasla rakibi oyundan düşürecek oyun görüşü olan bir akıl ve tecrübe lazım. (Eksik yakalamak için bu şart.) Ve bütün bunlar için de tek oyuncumuz Hakan ne yazık ki! O da olmayınca yerine birini koyamıyoruz. Dün kısmen Abdülkerim, Kaan ve Orkun bunu yapmaya çalıştı ama yeterli olmadı. Çok baskı gördük. Ferdi’nin ve Mert’in dikine top sürmeleri de olmasa halimiz nice olurdu.
Montella’yı Tartışmak!
7. resmi maçına çıktı İtalyan Hoca ve tek mağlubiyeti var. O da “iyi ki yenildik önümüz açıldı” dediğimiz Portekiz maçı.
Buna rağmen 3 hazırlık karşılaşması için hocaya neler söyledik neler!
Sebep mi?
İstediğimiz kadroyu çıkarmıyor, santrforsuz oynuyormuş!
Tuttuğumuz takımın oyuncusuna torpil yapıp kadroya almıyormuş!
Bir TV’de bir gazeteci büyüğümüz “turnuvadan sonra göreceğiz” diyerek başını sallıyor, gözlerinden ateş fışkırıyordu. Bir başka topçu eskisi, tuttuğu takımın oyuncusu alınmadı diye ihanetle suçluyordu.
3 resmi maç ile bu kadar saldırı “bel altı” sözünün tam karşılığı.
3 yıldır Abdullah Avcı için sabır isteyen birinin 3 resmi maçla hocayı asması gibi birçok absürt örnek gördük.
Artık yeter da!
Destek olma zamanı.
Ayrıca 40 yıldır “bu takımın bir oyunu yok” demiyor muyuz?
Alın size bir “oyun” ışığı.
Her ne kadar 7 resmi maçla net bir görüntü olmasa da gelişmekte ve gelişmesi için şartlar uygun.
Böyle 3 maçla adam asarsak gelişir mi?
Az sabır!
Montella’nın ilk maçlarda seçtiği kadro ve oyun yapısını gördüğümde bir yazı kaleme almış, Fakir Ancelotti’si Montella başlığı vermiştim. Çünkü oyun anlayışı Real Madrid’i andırıyor ve Türk oyuncu yapısına uygundu. Teknik olarak geçen yıl detaylı anlatmıştım: https://derinpas.com/fakir-ancelottisi-vincenzo-montella/
Kısaca biz hocayı rahat bırakırsak bir oyunumuz olacak.
Umarım Montella bir süre daha tartışılmaz ve işine odaklanır.
Turnuvanın en genç kadrosuyuz.
Özel yetenekli oyuncularımız da var.
Turnuvaya katılan 26 futbolcumuzun 3’te 2’si 26 yaş altı. Yani önlerinde 4-5 büyük turnuva daha var. Bu şampiyonadan kazanacakları tecrübeyle artık zamanı gelen şampiyonluk hedefine ulaşmak daha kolay olacak.
Yıkarak değil yaparak o günlere yürümek için destek şart.
İyi bir jenerasyonumuz hep oluyordu ama biz tarafgir davranarak istikrarı sürekli baltaladık.
En azından bu defa destekleyerek farklı bir yol çizelim ve farkı görelim.
Bir kaybımız olmaz.
Nasılsa darağacı başında bekleyen ustalar yaşıyor!




