Beşiktaş maç yorumuna Fatih Tekke’nin karşılaşma öncesi kurduğu şu cümlelerle başlayalım;
• “Allah’a hamdolsun 11 çıkartabildik.”
• “Yok yok yok… Takımın yarısı yok.”
• “Mazeret mi? Evet mazeret, oyuncu yok!”
Hoca bu ve buna benzer birçok cümle kurdu dün akşam. Mealen diyordu ki; “Bugün yenileceğiz”, hatta “Fark yiyeceğiz, üstüme sakın gelmeyin.”
Ah hocam ah!
Ben Karadenizli değilim ama o inat kültürüne sahibim. Tam tersini yaparım. Galip gelince eksikleri, mağlup olunca artıları görür, kaleme alırım. :)
Çok klasik ve rahatsız edici bir cümle ama “Futbol 11-11 oynanıyor”. Kadro yetersiz de olsa gününde olan, iyi plan yapan, morali, motivasyonu güçlü olan en zayıf takım bile kazanabiliyor. Bazen kaybolduğunu düşündüğünde önüne bir yol çıkar ve o en kestirme yoldur. Atalarımız bunu “Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” şeklinde söylemiş.
“Zorluklar keşfin anasıdır.” — Eflatun
Bu duruma Beşiktaş hocasından örnek verelim: Sergen Yalçın şampiyon olurken son derece kısıtlı, yetersiz kadro ve gençlerle yola çıkıp mutlu sona ulaşmıştı. Aynı kişi bugün en geniş kadroya, sınırsız transfere rağmen topallıyor. Yani asıl mesele yukarıda kurduğum futbol ile başlayan kısa cümle…
Trabzonspor’da da dün durum biraz böyle oldu. Hocanın gözdesi Tim sakat veya dinlendirilmek için kenarda tutuldu, zaten eksik olan kadro ile yasak savmak adına maça çıkıldı. O eksik kadro en doğru oyun ile kazandı. Hocanın bunda katkısı var mı bilemem. Fakat teknik olarak şunu ilave edeceğim: Hoca bu sezon ilk defa Oulai ve Bouchouari’yi 90 dakika sahada tutarak kendi oyununa en uygun orta saha tercihini yaptı.
Teknik olarak anlatalım;
Bir takım savunma ağırlıklı veya Avcı’nın tabiriyle güvenli oynuyorsa; topu savunmadan kolay çıkarması, baskı anında hızlı hareket etmesi ve adam eksiltmesi lazım. Bunun için de teknik, çabuk, dikine top sürebilen oyunculara ihtiyaç vardır. Böyle oyuncuların var ise; hem rakip baskı yapmaya çekinir hem de dünkü gibi oyun kontrolünü ele alırsın. Hızlı ve rakip eksiltici hamlelerle sonuca varırsın.
“İnsanlar, yalnızca başka çareleri kalmadığında mantıklı davranırlar.” — Thomas Paine
Dün yaşanan şey tam da buydu. Bu sonucu belki taraftar hayal ediyordu ama kimse tahmin etmiyordu. Peki nasıl kazandı Trabzonspor? Çok planlı olduğunu düşünmüyorum. Biraz da mecburiyet. Bunu “kuş taşa denk geldi” diye de açıklayan olabilir ama o kadar da değil. Elbette hocanın da katkısı var. Zaten şu kadroyu buraya getirmek başlı başına bir meziyet ama her insan her şeyi doğru yapacak diye bir kaide yok.
Hocaya tavsiyem: Merkezde bu iki oyuncu modelini kullanıp sistemini güçlendirmesi. Hep PSG örneğini veriyorum ama hocanın oyununu güçlendirecek en iyi merkez Vitinha-Neves modelidir.
Guardiola’ya atfedilen güzel bir cümle vardır: “Kriz, yeni bir şeye başlamak için en doğru andır.”
Tam vakti hocam tam vakti!
“İyi bir krizi asla ziyan etmeyin.” — Winston Churchill
Sakatlık krizi bize sadece Bouchouari ve Oulai merkezinin en doğru tercih olduğunu öğretmedi. Aynı zamanda Salih ve Bouchouari’nin değerini de gösterdi. Bir de hocaya bu sakatlık krizinin mazeret olmadığını, olamayacağını öğretti.
Bir temenni ile bitirelim:
Malkoçoğlu’na Oğuzhan, Ahmet Doğan, Yiğithan ve Onuralp’in de katıldığı bu toprağın çocuklarının çoğunluğu sağladığı bir takım görmek istiyorum.
Umarım bu arzum benim hayalim olarak kalmaz, Trabzonspor’un vizyonuna dönüşür.




