Hastalık ve teşhis belli: Kol kangren, tedavisi yok.

Son 2-3 yılda bilinen tüm yöntemler, 5 asıl ve 2 geçici teknik direktör tarafından defalarca denendi, ancak sonuç hep hüsran oldu. Böyle bir durumda yapılması gereken açık: Kolu kesip vücudu kurtarmak. Ne var ki, kimi kulübün kasasını düşündü, kimi kendi kariyerini. Balçık üzerine kurulu binayı restore ederek ayakta tutmaya çalıştılar. “Korkaklar her gün, cesurlar bir gün ölür” diyerek riske girecek bir kahraman çıkmadı. Trabzonspor, 2-3 yıldır 30-40 puan geriden nal toplayarak hedeflerine ulaşmaya çalışıyor.

Gidilen yol, yol değil. Denenen tedaviler, uçurumun kenarında dans etmek gibi. Hem mali hem sportif açıdan hezimetleri derinleştirmekten başka bir işe yaramadı ve yaramıyor. Hocalar, Abdullah Avcı’nın temelini attığı kadro yapısıyla didinip bir şeyler ortaya koydular ama hep geçici. Şimdiye dek uzaktan ışığı gördük, aydınlık yüzünü bize hiç göstermedi.

Şenol Güneş’in geldiği ilk haftalarda yazmıştım: “Vur baltayı, inceldiği yerden kopsun hocam!” Hoca kulübü düşündü, değişime direndi ve sonunda kendisi değiştirildi. Sırada Fatih Tekke var. Kahraman olmak ile kovulmak arasında bir noktada. Dün ilk defa değişimin ayak seslerini duyduk. Tekke kolları sıvamış ve oyun merkezine ayar çekmişti. Zaten bir yerden de başlamak gerekiyordu. Belli ki Fenerbahçe mağlubiyeti, bir şeylerin değişmesi gerektiğini anlatan hayırlı bir yenilgi oldu.

Bu değişim yeterli mi? Elbette değil, ama değişim için cesareti göstermek çok değerli. Shakespeare ne demişti? “Korkaklar her gün, cesurlar bir gün ölür.” Kahraman olmak için risk almak gerekiyordu. Tekke, yeni bir şeyler deneyerek bu yolda güçlü bir adım attı. Umarım devamı gelir ve gelecek sezon için sağlam bir oyun inşa edilir.

***

Gelelim maça. Kadro seçimiyle başlayalım: Kolay adam geçen, hızlı ve coşkuyu yüksek tutacak bir karışıma bir de beyin eklenmişti. O beyin, vücudu gitmese de yürüyerek oyunu yönetiyor, baskı altında topu en boşta olan arkadaşına tek pasla ulaştırarak rakibin yoğun presini kırıyordu. “Acaba Nwakaeme sahada olmasaydı?” sorusu aklıma takıldı. Orta sahadaki değişimi tam anlamak için Nwakaeme’siz bir maç görmek isterim. Gerçi Ozan ve Folcarelli, merkez oyuncusunun yapması gereken basitlikte oynadı. Alanı sıkıştırmadan topun yönünü değiştirerek baskının etkisini azalttılar. Bir önceki merkez oyuncuları Mendy ve Lundstram gibi oyalanmadılar. Bu, Rizespor’un yüksek yoğunluklu baskısını kırmada ana etkenlerden biriydi.

Kısa sürede hızlı ataklarla skoru garantiye aldıktan sonra, Tekke’nin saha kenarından “Tempoyu düşürün, pas yapın” ikazlarının etkisiyle mi, yoksa kondisyon eksikliğinden mi bilmiyorum, ikinci yarıdaki geleneksel düşüş yine yaşandı. Eksik kalan rakibe karşı bile baskı yiyen bir Trabzonspor izledik.

Sabretmeye devam edeceğiz. Tekke cesurca değişime başladı. Umarım devamı gelir. Daha hızlı, daha atletik oyuncularla yüksek tempolu bir takım görürüz. On gün sonra kupa yarı final maçı var. Nwakaeme, Göztepe gibi ön alan baskısı yapan takımlara karşı adeta bir ilaç. Aradaki Demirspor maçında dinlendirilip Göztepe karşılaşmasına hazır çıkması, Avrupa’ya katılmak için kritik bir karar olur.