3. Lig’den geldi.
Önce biraz afalladı, sonra 1. viteste yavaşça kalkışa geçti.
Sezon sonu yaklaşırken artık otobana bile çıkıyor ama sağ şeritten gidiyordu.
Şenol Güneş bu yükselişi fark etti ve Milli takıma çağırdı.
Ardından önü açılmış yavaş yavaş vazgeçilmez bir isme dönüşüyordu.
İkinci sezon artık usta bir şoför edasında yerini bulmuş ve takımın 1 numaralı yıldızı olmuştu. Zaman zaman sallanıyordu, acemilik çekiyordu ama o muhteşem adam eksiltme, hızlı giderken fren yapma, yön değiştirme gibi özellikleriyle Avrupa’nın da dikkatini çekmiş teklif üstüne teklifler geliyordu. Fakat takımı kötüydü. Bireysel olarak o yükselse de sonuçlara çok etki etmiyordu.
Üçüncü sezon yeni hoca, özel yetenekli yeni oyuncularla bir başka bir adam olmuştu. Eskisi gibi bencillik yapmıyor, sorumluluğu alıp bir kaptan edasında nerede ihtiyaç varsa oraya damlıyordu.
Artık sol şeridi kapatmış gazı öyle köklüyor ki, yetişmek namümkün!
Evet bildiniz…
Kahramanımız MUHAMMED KEREM AKTÜRKOĞLU…
Attığı her gol sonrası masal kahramanı Harry Potter'ın “sihir” hareketini yapan, her genç futbolcunun hayallerini süsleyen bu müthiş hikâyenin başrol oyuncusu Galatasaraylı Kerem Aktürkoğlu…
***
İçinde “Aslı”nın olmadığı Kerem hikâyesinin profesyonel hayata geçiş bölümüne şöyle başlamıştı;
Başakşehir U21 takımında oynarken A takıma çıkması bekleniyordu fakat dönemin teknik adamı tarafından kabul görmeyecek, değer verilmeyecek ve ilk sezonunda Bodrumspor’a kiraya gönderilecekti. Bir sonraki yıl ise “bundan bir şey olmaz” zannı veya kararı ile serbest bırakılır.
Sonra ver elini Anadolu...
İlk durak Karacabey, yaş artık 20 olmuştur. Her oynadığı takımda olduğu gibi orada da süre buluyor ve beğeniliyordu. Bir sonraki durak her şeyin değiştiği yer Erzincanspor olmuştu.
Ona uygun bir sistem vardı burada. Ve Kerem 20 gollü bir sezonla Türkiye’nin gündemine girdi bir anda. Onlarca teklif geliyordu artık.
Ve hayatının kararını verdi, İstanbul yolunu tuttu. Sarı kırmızılı forma ile poz verirken kimse buralara geleceğini tahmin etmiyor, onlarca gelen / giden gençlerden biri olacağını zannediliyordu.
Galatasaray macerası beklediği gibi başlamadı ama oynayabileceğini biliyordu.
Fatih Terim zaten gençlere değer veren bir teknik adamdı. Sırasını bekledi ve zamanı gelince aldığı formanın hakkını vermeye başladı.
İlk sezon ilk 11’de az süre bulsa da aldığı 926 dakikada 6 gol 3 asist yaparak göze girecek ve sezon sonuna doğru A Milli Takım oyuncusu unvanına kavuşacaktı.
ikinci sezon ligde 10 gol 9 asist bütün kulvarlarda 13 gol 13 asist ile Galatasaray’ı sırtlayan isimdi
Şampiyonluğun geldiği geçtiğimiz sezon ise; lig başında biraz sallanır gibi olsa da ivmesini giderek yükseltecek ve kendi kariyer rekorunu kırıp 9 gol 11 asist yaparak şampiyonlukta en büyük katkıyı verenlerden biri olacak ve Süper Lig’in asist kralı unvanını alacaktı.
Artık yaş 24, piyasa değeri 15 milyon avro olan ve ülke içinde oynayan en değerli Türk futbolculardan biri… Hem Galatasaray hem de A Milli Takım’ın solunu kapattı. Kimseye de yol vermeyen niyeti yok gibi.
Yolu ve bahtı açık olsun!




