Cesur, coşkulu, tempolu, istekli, yürekli ve mertçe…
İşte Trabzonspor ve Trabzonsporluluk bu!
Eğilmeden bükülmeden, ağlamadan sızlanmadan, yüreğini ortaya koyup korkusuzca yürümektir Trabzonsporluluk.
Sahadaki duruşuyla, Türk futbolunu batağa saplayan zihniyete “beni ayak oyunları ile yener ama başımı eğemezsiniz” demektir Trabzonsporluluk.
Dimdik ve onurlu bir hayattır Trabzonsporluluk!
Bu yolda mağlup benim nazarımda hep galip olacaktır.
Defalarca yazdım "skor değil oyun" diye, korkarak kazanmak değil cesurca kaybetmek onurludur.
Özetle; kaybederken de dik durmaktır Trabzonsporluluk!
***
Yavuklu yolu gözler gibi aylardır bu oyunu beklemiyor muyduk?
Şenol Güneş hangi takımda olursa olsun hep bu güzel oyunu sunmuyor mu?
Hoca, efsaneyi oluşturan o güçlü oyunun filizlerini bir şekilde ekecek ve gerçek futbolun "ne idüğü"nü ve "nasıl"ını elbet bir daha gösterecekti. Ve dün Avcı enkazının üstünden karanlıktan çıkışın ışıklarını yaktı.
Arkamıza bakmadan bu yoldan yürüyelim be hocam.
***
Bazı skorcu arkadaşlar diyecek ki;
Oynaysun da ne oliy?
Onlara soralım;
İstanbul takımları şampiyonluğa oynarken deplasmanda hangi maçı kazandı Trabzonspor?
Neticeyi hep hakemler belirlemedi mi?
Talat Tokat, Ahmet Çakar, Cem Papila, Cüneyt Çakır, Ümit Öztürk, Deniz Ateş Bitnel ve daha niceleri.
Dün de Kadir Sağlam ve VAR’daki Onur Özütoprak.
İstanbul’daki maçlarda kararlar hep aynı, değişen tek şey ise hakem isimleri olmuyor mu?
Trabzonspor maçlarını jübile olarak görüp “son bir defa şovumu yapıp emekli olayım” diyen kaç tane hakem gördük?
Hangi birini sayalım?
İstanbul takımları hep kayrılmıyor mu?
Ne çabuk unuttuk haksız bir penaltı sonrası ağlayan 17 yaşındaki Arda’nın göz yaşlarını silen 20’lik kaptanın dik duruşunu.
İşte Trabzonsporluluk ruhu bu!
Ve “dönüyorum bekleyin” diyor.
Korkun, haksızlığı hak gören zihniyet.
Elbet adalet er veya geç yerini bulur.
Cesur oyna, yüreğini ortaya koy ki; yenilsen de adil olanlar asla unutmaz, mutlaka hakkını verir.
Sen oyun olarak eze eze yendiğinde o katılaşmış vicdanlar da utanacak ve adil olmak zorunda kalacaktır.
Gün gelir adalet de borcunu öder haksıza faturasını keser.
***
Maç teknik açından nasıl mıydı?
Bu kadar puan ve özgüven kaybına rağmen korkmayan, sinmeyen, onurlu dik bir duruş vardı.
Lundstram ile savunmayı ileri çıkararak takım boyunu kısaltan,
Tempolu Ozan ve basit oynayan Mendy ile orta sahayı ele geçiren,
Nwakaeme ile Galatasaray sağ kenarını felç eden,
Banza ile Galatasaray savunmasını paniğe sevk eden,
Cesur, coşkulu, tempolu, istekli ve yürekli bir takım gördük.
İşte bu güzel oyunun devamını isteyelim Şenol Güneş’ten.
Bu oyunun hızlanması, ezber bir şekilde oynanmasını talep edelim.
Gelecek için bordo mavililer adına umutlanalım ama sabrı elden bırakmadan yapalım.
Çünkü Avcı’nın garabet oyun planının izlerini silmek kolay olmayacaktır.




