Beklediğim cümle ve hareket sonunda geldi:

“Antrenörlük hayatımda belki de ilk kez kaos istedim.”

Yani Fatih Tekke, 20 yaş altının tabiriyle “kontrolü bırakıp doğaçlama takıldım” diyor. 🙂

Ah hocam ah!

Senin kaos dediğin, bu oyunun güzel tarafıdır zaten.

Kaos, 20’li yaşlarda çocukları iki kişilik oynatmaya sevk eden şeyin adıdır.

Kaos, bir futbolcunun bütün benliğiyle maça odaklanmasını, yaptığı işten zevk almasını sağlar ve her şeyi unutturup tek şeyi düşündürür: KAZANMAK.

Kaos, adrenalini yükseltir, kalıplarından sıyrılıp özgür olduğunu hissettirir.


“Futbol bir sanat, kaos ise fırçasıdır.” Eric Cantona


Ah hocam ah!

Benim sokak futbolu diye anlattığım; senin kaos diye küçümsediğin haldir.

Şenol Güneş’in bütün riskleri alan yüksek hızlı pas trafiğidir.

Fatih Terim’in hesapsızca, coşkulu ve doğaçlama oyundur.

10 kişiyle 12 kişiymiş gibi oynatan, 10 kişi olduğunu unutturan duygunun diğer adıdır.

Futbolcuyu özgür bırakıp risk almasını sağlayan, hızlandırıp temposunu yükselten histir.

Boş tribünleri dolduran ve doldurabilecek olan doğaçlama oyundur kaos.

Ah hocam ah!

Johann Cruyff’un “Fazla kontrol, özgünlüğün katilidir” sözlerini hiç düşündün mü?

Her şeyi planlamak, bir kalıba sokup bire bir uygulamak; futbolu boğarak öldürmektir. Bu oyunu sevdiren ve kitleleri arkasında sürükleyen duygu; tahmin edilemeyen, riskleri, temposu, coşkusu ile bu bilinmezlik halidir.

Oyuncuya verilen özgürlük; tempoyu yükseltip coşkuyu artırır. Coşku arttıkça oyuncu zevk alır. Zevk aldıkça kendini oyuna verir. Oyuna odaklandıkça performansı artar. Performans arttıkça seyir güzelleşip unutulmaz bir ana dönüşür.


“Disiplin, özgürlükle yoğrulduğunda güzeldir.”


Ah hocam ah!

Atalar der ki: “Evdeki hesap çarşıya uymaz.”

Uysa zaten hayat monotonlaşır, bilinmezlik kalkar. Belli bir düzen içinde yaşayan sıkıcı varlıklara dönüşürdük.

Atalar der ki: “Sakınılan göze çomak batar.”

Sen gol yememek için kontrollü oynadıkça her maç kalende daha fazla pozisyon görürsün. Halbuki geçen hafta cümbür cemaat hücuma çıktığında pozisyon bulamadı rakip. Dün tedbirleri bırakıp kendi tabirinle kaos isteyip doğaçlama yaptığında ise ilk yarıda 11 kişiyle yapmak isteyip beceremediğin her şeyi 10 oyuncuyla ikinci yarıda sahneye koydun.


"Düzen yalnızca bir alışkanlıktır, kaos ise hayatın kendisidir."Henry Adams


Tekke’nin basın toplantısındaki birkaç cümlesiyle bitirelim:

“Yine ilk yarısı ve ikinci yarısı farklı bir maç.”

• Hocam, aşağı yukarı bütün maçlar bu yıl böyle değil miydi? Kontrollü başlayıp riski minnacık alınca ikinci yarılar hep ilk devrelerden iyi olmuyor muydu?

“Gayet iyi oynadılar, ilk yarı çok müsaade ettik.”

• Rakibin iyi oynamasının sebebi, savunma göbeğinde 2 tane 20’lik delikanlı ile top çıkarmaya çalışıp oyun kuramamak olabilir mi?

“Çalıştığımız şeyin tekrarı çok az oldu ilk yarıda.”

• Yani “benim kontrollü oyunum ilk yarıda iflas etti” mi diyorsun hocam? 🙂 İkinci yarıda kazanan oyun seninki değildi diye anladım. 🙂 Kendini biraz yoklasan mı acaba?

“Üçüncülüğü garanti etmiş olduk. O da bir taraftan baktığımızda çok olumlu.”

• 3 hafta önceki Alanyaspor maçına kadar şampiyonluk adayıyken “Üçüncülüğü garantiye aldık” ifadesi, senin de inanmadığını göstermiyor mu hocam?

Özetle, geç de olsa zor anlarda hocanın bazı şeyleri değiştirebildiğini görmüş olmak ziyadesiyle mutlu etti. Trabzonspor’un 4 haftadır kaybettiği puanlar umarım gelecek sene için ders niteliğinde olur. Artık son düzlükte yine yorulmamak ve tükenmemek için, hocam bugünden futbola bakışını “az” değiştirip planlarını hazırlar diye ümit ediyorum.

Sağlıcakla kalın…