Benim durumum da Fatih Tekke’den farklı değil.

Onun kadrosu yetersiz, benim ise yazacak malzemem kısıtlı.“Yeni bir şey yok” diyerek “aynı tas aynı hamam” geyiğini geçen hafta tüketmiştim.Zaten uzun zamandır teknik analiz kısmına tekrara düşmemek için girmiyorum.“Takım oynamıyor” desem, “daha ne istiyorsun ki, 6 puan kazanmış” diyecek o kadar çok kişi var ki.“Benim puanla işim yok, oyun lazım” yazsam anlatamam.Maçtan veya takımdan güzel şeyler bulup bardağın dolu tarafına baksam, ama hoca da benim gibi oyundan memnun değil.Herkesi de memnun edemeyiz.Birini kurban seçip oradan devam edelim mi?İsmi bende kalsın, “çokbilmiş” bir arkadaşa cevap verelim.5. dakikada özelden yazmaya başladı:

- Abi bu nedir a..!

- Ne bekliyordun ki, birden Külkedisi’ndeki peri çıkıp bütün oyuncuları Messi’ye mi dönüştürecek? Aynı kadro aynı oyuncular, geçen yıl ne ise durum şimdi de aynı. Hayalperest olma!

- Abi transferler yapıldı ya!

- Ne transferi? Sadece gidenin yerine yenisi geldi. Hatta iyisi mi tartışılır.

Dedim ve sıraladım:

Banza→Onuachu

Pedro→Pina

Dragus→Augusto

Lundstram→?

Enis→?

?→Olaigbe

Gelenlerden sadece Olaigbe biraz farklı. Onu da Trabzon meydanına bıraksan evini bulamayacak kadar yeni.

“Gidenler mi gelenler mi daha iyi” sorusuna net bir cevap yoksa, “tartışılır” diyorsak değişen bir şey yok demektir.

Bu kadroyla Trabzonspor iki mağlubiyetle başlamıyorsa bu teknik adamın maharetidir.

Fatih Tekke ile daha çok puan alınır, fakat oyun iyi olmaz demiştim. Beklentim yeni transferlerle oyunun da güzelleşmesi.

Fakirin ekmeği umut!

Özetle, geçen senekiyle aynı olan bu kadrodan daha fazlası çıkmaz. Gelen ve gelecek olan yeni isimleri görüp 3-5 hafta sonra iyi mi kötü mü o zaman etraflıca konuşalım.

Yapılan ve yapılacak transferler gösteriyor ki geçen sezon başında beklediğim köklü değişime doğru sessiz ve sedasız bir yürüyüş var.

Trabzonspor yönetimi “kedi olalı bir fare tutmuş” gibi.

Umarım yürüyüş doğru adımlarla tamamlanır.Bazıları, yönetimin iyisine iyi dememi kabul etmeyip tümüyle reddedecek, ama ben hür ve hesapsız biri gibi iyiye iyi, kötüye kötü demekle mükellefim.

Yönetimin transfer stratejisini her ne kadar yüksek meblağlar olsa da doğru buluyorum.

Maçta gördüğüm bir güzellikle bitireyim:

Bilenler bilir, 6 numaranın oyun kurucu, teknik ve çabuk bir futbolcu olmasını isterim. Fakat Fatih Tekke’nin oyun sistemi benim anlayışımdan çok farklı. Onun için hocanın penceresinden bakarak analiz yapmayı doğru bulurum ve genelde de teknik adam kimse onun oyun anlayışı üzerinden yorumluyorum.

Dün de Tekke’nin savunma ağırlıklı sisteminin en güzel parçası Okay Yokuşlu idi.Sadece dün değil, ilk hafta da çok iyiydi. Tekke, savunmayı ön planda tutmaya devam ederse, Okay da böyle oynamaya devam eder ve onu kimse yerinden edemez bence.

La Liga ve Premier Lig’de kazandığı tecrübeyle basit oynayıp kendine verilen görevi doğru bir şekilde yerine getiriyor.

Bunu nereden mi anlıyoruz?

Halbuki, Avcı döneminde her sezon başı Uğurcan’ın bol pozisyon kurtarmasına veya bol gol yemesine şahit olurduk. Bazı yorumcular “Uğurcan sezona kötü başlar, sonradan iyi olur” diye kendini avuturdu.

Halbuki, o sevdikleri hoca ağır orta sahalarla hücum etmeye çalıştığı için Ruzomberok’a bile onlarca pozisyon verirdi takım. Ama şimdi Tekke daha kontrollü ve daha istekli bir yapı inşa ederek sistemi güçlendirdi ve Okay sayesinde şimdi Uğurcan çok daha rahat. Merkezi kapatıyor, heyecana kapılıp yerini kaybetmiyor. Elbette yanında oynayan oyuncunun da etkisi var, ama Okay tecrübesiyle onun da açıklarını kapatıyor. Tekke’nin savunma kurgusu içinde ikisi de birbirini tamamlıyor.

Tabii, biri burada diyecek ki, “takım hücum da yapamıyor.”

Cevabım: Evet, hücum yapamıyor, çünkü hocanın sisteminde öncelik savunma. Öndeki yetenekli isimlerle golü bulup geçişten skoru artırmak. Ben de bu yapıyı tasvip etmiyorum, ama değiştiremeyeceğim şey için mızmızlanmayı bırakalı 50 yıl oldu.”

Herkese tavsiye ederim.

Sağlıcakla kalın!