10’lu yaşlarımda “Doğan Kardeş Çocuk Dergisi” vardı. O dergide en beğendiğim çizgi roman “Sihirli Ayakkabı”’ydı! Hatırladığım kadarıyla anlatayım; Nottingham Forest takımında bir genç, eski bir yıldızın ayakkabıları ile oynadığı maçlarda şapkadan tavşan çıkarıyor ve hep takımı galip geliyordu. Anthony Nwakaeme’yi bugün izleyince “Sihirli Ayakkabı” çizgi romanını hatırladım. Nijeryalı sanki kendinden önce o mevkide oynayan İskender Günen’in ayakkabılarıyla maça çıkmış gibiydi. (Bilmeyenler için yazayım İskender abi telefon kulübesi kadar bir alanda aynı adama 3 kere çalım atacak kadar sihirbazdı.)
“Waka” hem attığı gol hem de asistiyle sihirli ayaklarını yine kullandı. Ama bu sefer yalnız değildi. Maçın her anında varlığını hissettiren, sihirli dokunuşlarıyla oyun lideri olduğunu gösteren, topu aldığı zaman güven telkin eden, belki de 1000 oyuncuda 1 tanesinin gol yapabileceği bir pozisyonda sihirli ayaklarını konuşturan Marek Hamsik de en az Nwakaeme kadar maça damgasını vurdu. Bu iki oyuncu sakatlanmazsa Trabzonspor’un şampiyonluk yolu daha kısalır.
Dile kolay, üst üste sekizinci galibiyet. Bugün sadece şapkadan tavşan çıkaranlar yoktu. Sakatlanana kadar fiziğiyle mücadele eden Cornelius’tan, Şenol Güneş’in neden vazgeçmediği adam olduğunu geçen haftadan sonra tekrar ispatlayan Dorukhan’a, “nereden buldunuz” dedikleri Koita’nın “bu takımın asıl santrforu benim” diyecek performansına kadar istisnasız bütün oyuncular maça yüreğini koydu. Bu birlikte hareket etme, tek yürek olma hâli Trabzonspor’u hedefe götürecektir.
Adana Demirspor karşılaşmasında ne mi oldu? Her maçta olduğu gibi rakip presle başladı, Trabzonspor yine zor dakikalar yaşadı. 10. dakikadan itibaren oyun dengelendi ve Nwakaeme’nin golünden sonra daha kontrollü olan bordo-mavililer, Hamsik’in usta işi dokunuşuyla maçın hâkimiyetini tamamen ele alarak üst üste 8. galibiyetle yine az şut attığı, bol şutu kalesinde gördüğü bir maçtan rakiplerinin umutlarını bitirerek çıktı. Kadrolar açıklandığında sürpriz bir şekilde Denswil’i kadroda gören herkes “neden” diyerek tepki gösteriyordu. Cevaben “Hocaya güvenin bir planı vardır” demiştim. Nitekim maç başladı, top rakipteyken 4-2-3-1 formasyonunda olan bordo-mavililer, top kendilerine geçtiğinde 3’lü defansa dönüyor ve rakiple eşleşmelerde avantajlı duruma geçiyordu. Kısaca her rakibe göre bir plan yapan Abdullah Avcı yine haklı çıktı ve Trabzonspor tarihinde rekorları alt üst ederek yoluna devam ediyor.




