Son dönemlerde şarkı sözleriyle Trabzonspor analizlerine merhaba diyordum bugünkü ilham kaynağımız ise bir film;
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK!
Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson'un gençlik yıllarının eseri.
Tıpkı Trabzonspor ile Rizespor gibi birbirine zıt iki kardeşin mutlu ve umutlu biten hikayesi.
Maç öncesi uzatılan dostluk elinin devamını umarım.
Peki niye “her şey çok güzel olacak” dedim?
Çünkü hücum futbolu ve güzel oyun severim.
Bu işin ustası Şenol Güneş de dün sahaya adımını attı. Maç sonu gözleri gülüyordu.
Büyük bir buhran yaşayan Trabzonspor, ismi lazım olmayan teknik adamın bıraktığı enkazının altından henüz kalkmamış olsa da kafasını uzattı ve taraftarın yardımıyla bu yıkıntının altından kalkacak.
Bazen kötü skorlar da göreceğiz ama oyun güzel olacak. Benim için de oyun yeterli, skorun gerçekten hiçbir önemi yok. Bunu defalarca yazdım. En son Galatasaray maçında da skora rağmen o coşkuyu ve iyi oyunu övmüştüm.
***
40-45 yıldır maç izlerim. 30 yıldır da analiz yapacak kadar öğrendiğimi düşünüyorum. Gördüğüm en iyi Trabzonspor oyunu Malatya maçı sonrası oluşan takımdı.
Çırağının yaşattığı o harika oyun ustanın ellerinde geri dönüyor.
Takım oturmaya başladı. Omurga ana planda olması gereken eksiklere rağmen 3-4-5'li skorlar almakta. Trabzonspor'un pas ezberi giderek hızlanıyor. “Çöp” diye naralar attığınız oyuncular kendini buldu ve sahaya kalitesiyle birlikte yüreğini de koyuyorlar.
Özetle her şey güzel gözüküyor.
3 gün sonra belki kötü bir sonuç daha yaşayacağız ama yolun sonunu görmek önemliydi. Mevcut kadronun her parçasının yavaş yavaş sahaya inmesi, coşkuyu birlikte yaşaması, yukarıda bahsettiğim iki zıt kardeşin dayanışmasıyla oluşan sinerjinin sahaya yansıdığının bir alametiydi bu maç.
Zaten 3-4’lü skorlar başladığında “ışığı gördüm” diye yazdım ve o ışık ivmelenerek büyümeye başladı. Sonu da çok güzel olacak, tıpkı filmdeki gibi.
Maçın teknik yönüne kısaca bakalım.
İki teknik adam üzerinden gidersek; birbirine benzeyen, küçüğü büyüğünden esinlenmiş aynı ekolün iki temsilci kapıştı.
Genelde pas oyunu, geriden oyun kurmak, kanatlardan hücum etmek, ceza sahasında çoğalmak ve şok baskılarla kazanılan topları değerlendirip skoru alma gibi yöntemleri birbirine benzer. Golü bulduktan sonra kontrolü de ele geçirip skoru artırırlar. Kısaca iki hoca da hücum odaklıdır. Onun için kazanırken de yüksek skor görürler kaybederken de.
“Bazı”ları gibi bir farka yatıp daha fazla puan istekleri hep ikinci sıradadır. Öncelikleri güzel oyundur. Dün de golü erken bulan oyunu iyice kendi kontrolüne alacaktı bunu yapan da Trabzonspor oldu.
Ön alan baskısı maçın kilidini çözen faktördü. Güneş kadro seçiminde bu baskıyı en iyi yapacak oyuncuları tercih ediyor ama bazı arkadaşlarımız filanca daha iyi oyuncu o niye oynamıyor gibi bireysel bakarak takım oyunu ve planını gözden kaçırıyor. Bazı tercihler hücumun ana aksı olan rakibi hataya zorlamanın anahtarlarıdır.
İyi oyuncu değil iyi plan ve sistem değerlidir. Sisteme en çok uyan da en iyi oyuncudur. Onun için Trabzonspor kurulduğundan beri futboldan ekmek yiyen bir ustanın kararlarına da planlarına da saygı lütfen.
Özetle;
Trabzonspor rayına oturdu. Zaman zaman aksamalar olacak fakat gideceği yer belli. Vagonlar yolda zaman zaman değişecek, aksayacak ama lokomotif onları peşinden sürükleyip hedefe ulaştıracak kadar bilgili ve güçlü.
Sağlıcakla kalın…




