Avrupa Şampiyonası “bizim” için bitti!
Öncelikle futbol kısmını değil “bizim” bakış açımız.
“Biz” ifadesini özellikle tırnak içine kullanıyorum, çünkü yazacağım her şey “biz”i anlatıyor!
Nasıl bir toplum olduğumuzu, nasıl ayrıştığımızı, nasıl bir bataklığa saplandığımızı!
Çok konuşulan, hata olarak görülen her şeyin üstünden geçmeye de çalışacağım.
Başlayalım;
Biz iflah olamayız!
Çünkü;
Her meselede tarafız.
Öyle bir tarafız ki; kınadığımız fanatizm bile bizden utanıyor!
Taraf olunca da bizim doğrumuz, bizim baktığımız açıdan bize doğru, başkasının baktığı açıdan ise yanlış gözüküyor. Böyle olunca da tabii ki eleştiri ve ayrışma kaçınılmaz oluyor.
Biz iflah olmayız!
Çünkü;
“Biz” ifadesini bile “biz”im için bir milleti değil bir grubu anlatır.
Meselemiz “milli” de olsa bir bütünün etrafında kümelenemeyiz!
Hem dünya görüşümüz hem de tuttuğumuz takım üzerinden her şeye bakıyoruz, mutlaka karşı görüşün veya takımın muhalifi olmak gerektiği gibi bir garabete saplanmışız.
“Bu hükümet dünyanın en doğru işini bile yapsa alkışlayacak halimiz yok” diyecek kadar kamplaşmışız.
“Bizim Çocuklar” mottosundaki “bizim” ifadesini bile tuttuğumuz takımın oyuncusu için kullanıyoruz.
İflah olamayız!
Çünkü;
Tuttuğumuz takımı ülkenin üstünde görürüz.
“Biz”im oyuncumuz yoksa, kaybedince üzülmez, kazanınca “şansa kazandık, çok pozisyon verdik” gibi bahanelerle galibiyeti küçültürüz.
Asla rakibin gücü veya ne kadar doğruyu yaptığının bir önemi yoktur. Çünkü, biz mükemmeliz. Her olumsuz duruma bir bahane üretmek ana mesleğimiz.
”Bizim” takım yenilemez. Eğer yeniliyorsa ya hakem ya teknik adam ya da futbolcu hatalıdır. Hatta o “biz” ifadesi ağız kenarıyla “siz”e bile dönüşür! Çünkü, beyim kendini seninle aynı yerde görmediği için ayrıştırır “sizin takım” der.
Nitekim “Bozkurt” kamplaşması da bu duruma bir örnektir.
Böyle ayrışan bir toplum ne iflah olur ne doğruyu bulur ne de başarıya ulaşır.
Kısaca;
Köroğlu’nun “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” dizesindeki gibi sosyal medya icat olduğundan beri ayrışmanın zirvesini yaşıyoruz. Her “milli” meseleye kendi zaviyemizden bakıyoruz. Toplumun genelinin değil bizim çıkarlarımız önemli!
Tabii ki, çoğunluğu böyle düşünce yapısında olan bir toplumun 80 milyon tane de doğrusu olur ve hiç yanlışı olmaz, hiç yanlış yapmaz, hataları yama yapacağı o kadar çok yer bulur ki; şeytanın bile aklına gelmez.
Çözüm mü?
Önce kendi içimizde birliği sağlamamız lazım.
Bu mümkün mü?
Evet ama..!
Buraya kadar yazdıklarım sosyal medyanın hayatımıza girdikten sonraki sürecinde “milli” meselelere bakışımız üzerineydi. Şimdi artık futbola dönüp “bizim” Milli Takımımız ile ilgili eleştirilen noktalara değinmek istiyorum.
TARAFTAR OLMAK!
Trabzonsporlu diyor ki;
- Niye Eren alınmadı, niye Uğurcan oynamadı?
- Ferdi mi Eren mi?
- Ferdi ama Eren de yedek olurdu!
- Peki, yedek olunca takım kazanacak mıydı? Eren bu sisteme uyuyor mu?
- ?
Beşiktaşlı diyor ki;
- Semih mutlaka oynamalı.
- Beşiktaş’ta hangi mevkide oynuyordu?
-Kanat.
- Peki, Kenan mı, Kerem mi, Barış mı, İrfan Can mı, Semih mi daha iyi kanat oynar?
- ?
Bazı Fenerbahçeliler Umut ve Serdar’ların alınması gerektiğini söylüyor, bazı Galatasaraylılar ise Emin Bayram, Kazımcan’ı bile dillendiriyorsa fanatik olduğumuzun, kendimizi öncelediğimiz ve Milli Takım'ın ne oynadığının bile farkında olmadığımızın gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Bu takıma bir hoca seçildiyse ona güvenmek ve “hain” damgası vurmayarak desteklemek gerekir. Ama biz her şeyde olduğu gibi burada da taraf olup birlik olamıyorsak "niye çeyrek finalde eleniyoruz" sorusunu sormayı bile hak etmiyoruz!
ŞAMPİYONANIN ARDINDAN
Turnuvanın bana kattıkları;
- Montella’nın bir sistem yerleştirmeye çalıştığını gördüm. Bu oyun kültürünün Türk oyuncu yapısına uygun olduğunu ve zamanla “bizim de bir ekolümüz” var dedirtebileceğini düşünüyorum.
- Kenan, Barış, Arda, Ferdi, Ahmetcan, Kerem, Yunus, Semih, Bertuğ, Orkun Salih, İsmail gibi gençlerin tecrübe kazandığı ve zamanla daha da iyi olacağını ve önlerinde 3-5 turnuva daha olduğunun düşünürsek iyi bir iskelet kurulabileceği kanaatindeyim.
- Bu oyun sistemi ile önümüzdeki büyük turnuvalarda final görürsek kimse şaşırmamalı.
- Eksiklik olarak gördüğüm ise; stoper bölgesinde daha çabuk ve geriden oyun kurma yetisi iyi oyuncular gerekiyor. Hakan’a alternatif bulunmalı.
- Mümkünse bu oyuncuların sık sık bir araya getirilip bol hazırlık maçı yaptırılarak önümüzdeki turnuvalara hazır hale getirilmeli.
Tabii ki bütün bunlar yeni TFF yönetimi ile bu yapıyı değiştirmemek ve birlik içinde olup tam destek vermek kaydıyla söylüyorum.
Zamanla çok daha iyi olacağımız inancıyla Avrupa Şampiyonası’nda bize harika duygular yaşatan herkese teşekkür ederim…




