Yaşananları unutacak değilim, yerden yere vuruldum”
“Doğruyu yaptığımız için cezalandırıldık”
"Arkamı kollamadan çalışma imkânım var"
Trabzonspor Başkanı Sayın Ertuğrul Doğan’ın bu cümlelerini görene kadar her şey çok güzel gidiyordu. Geçmişteki yapılan yanlışların üstüne sünger çekmiş, bu sene yapılan doğruların hatırına önceki yıllardaki hataları tekrar yazmamak için kendime söz vermiştim.
Üç beş maç takım iyi gidip doğru hamleler yapılınca, başkanın içindeki duygular dışa vurulmuş, intikam aradığı hissi “yaşananları unutacak değilim” cümlesiyle ete kemiğe bürünmüş.
Merak ettim, başkanı bu kadar kızdıranlar kim, bu intikam hissini veren cümleyi kurmaya sebep ne?
Biraz derine dalıp o “unutacak değilim” cümlesine karşılık gelenleri aradım, aklıma bu 5 madde geldi.
- Yerel medya
- Ulusal medya
- Taraftar grupları
- Genel kurul
- Muhalefet
Hepsini kısaca detaylandıralım.
Yerel medya;
Benim bildiğim, hiç kimse başkanı yerden yere vurmadı. Varsa da ben bilmiyorum veya sesi cılız, kimse duymuyor. (İstisnalar kaideyi bozmaz.)
Ulusal medya;
İçinde bulunduğum ulusal medyada, gördüğüm kadarıyla Trabzonspor’u kimse dikkate almıyor. Maksimum yanlış transfer veya yanlış hoca tercihi diyerek derine dalmıyor. Mali konularda bile kulüp ne açıkladıysa aynen kullanıp soru sormuyor. Sermaye artırımı yolu ile borsadan elde edilen gelirin; önceki yönetiminden kalan borçtan fazla olmasına rağmen borcun sabit kalmasını bile ulusal medya sorgulamıyor?
Taraftar grupları;
Tarihin en iyi başkanlarından biri için topluca “istifa” açıklaması yapan ama 2 sezondur kötü sonuçlar olsa da sesi çıkmayan bu gruplar mı başkanı üzecek cümleler kurdu? Biri hariç bütün gruplar hep destek, tam destek benim gördüğüm kadarıyla.
Genel kurul;
İki defa Doğan'ı seçen genel kurul mu yerden yere vuruyor? Rakip bile çıkaramayan genel kurulun yaptıklarını mı unutulamıyor?
Muhalefet;
Gördüğüm kadarıyla küçük gruplar halinde muhalif olanlar var onların da sesi çıkmıyor.
Peki bunlar değilse kim, taraftar mı?
Büyük bir kulübün başkanı elbette birçok eleştiri ile karşılaşacak. Ağır olanların zaten mahkeme yoluyla hesabı görülür. Diğerlerini görmezlikten gelme makamıdır yöneticilik. Özellikle de taraftarın anlık öfkelerini.
İşini doğru yapanın taraftar da arkasında olur ve doğru işler sonrası nedamet getirir.
Doğru demişken “Doğruyu yaptığımız için cezalandırıldık” ifadesi ile devam edelim;
- Gelirden fazla harcayıp kulübü borç ve faiz batağına sokmak mı doğru?
- Abdullah Avcı’yı yedi ay sonra ikinci defa getirmek mi doğru?
- Kontratak futbolun temsilcisi Bjelica tercihi mi doğru?
- Yaşlı ve sakatlık geçmişi olan oyuncuların transferi mi doğru?
- Alt yapıya Double Pass’ı getirmek mi, göndermek mi doğru?
- Akademideki yeni yapılanma mı doğru?
- Avcı’nın getirdiği onca hantal orta sahaya onay vermek mi doğru?
Üç yıldır bütün kamuoyu, bütün otoritelerin her gün tekrarladığı orta saha zafiyetini düzeltmemek mi doğru?
Kulübün açıkladığı borç ile KAP’a yapılan resmî açıklamadaki fark mı doğru?
Eğer bunlar doğru olsa kimse Trabzonspor başkanına söz söyleyemez. Ki söylese karşısında bordo-mavi bir duvar bulur. O duvar, söyleyenin hesabını görür.
Başkanın son derece haklı olarak doğru yönetim biçimini anlattığı “Arkamı kollamadan çalışma imkânım var” cümlesiyle bitirelim.
Bu cümle bana niyeyse Ahmet Ağaoğlu’nu hatırlattı. Bu konuda daha önce çok yorum yaptığım için girmeyeceğim ama “demek ki Ağaoğlu yanlış kişilerle çalışmış” demek geliyor içimden.
***
Sayın Başkan, bütün bunların ışığında diyorum ki:
Sizin için doğru olan, takıma odaklanıp yorgana göre ayağı uzatacak bir yapı kurmaktır.
Yaptığınız hataların tekrarlanmaması için tüzük dâhil her türlü önlemi almaktır.
Bunları doğru yaparsanız “gerçek” bir destek görürsünüz ve bu desteğin keyfini alırsınız.
Geçmişe sünger çekilir, belki de en iyi başkan sözleri sizin için de kullanılır.
Her şey güzel giderken geçmişle hesaplaşma duygularınızı kontrol etmek ve konuşmamak daha doğrudur.
Siz işinize odaklanın lütfen.




