Fenerbahçe tarihi günlerden geçiyor. Üst üste önüne gelen fırsatları teker teker harcıyor. Şampiyonluk yarışında bir darbe daha alıp Giresun’da 2 puan bıraktı. Oysa etkisi geçmemiş İstanbulspor travması yeni yaşanmıştı. Galatasaray’ın puan kaybıyla umutlar yeşermiş, hayata yeniden bağlanılmıştı. Tekrar İstanbulspor maçının atmosferine dönmenin ne âlemi vardı ki? O maçtan hiç mi ders çıkarılmamıştı? Oyuncuların ve hocanın dikkati hiç mi çekilmemişti? Durumun vahametinin hiç mi farkında değillerdi? Bu ve buna benzer soruların cevaplarına zaman zaman değiniriz.

Öncelikle maçı özetleyelim;

Fenerbahçe penaltıya kadar baskılı oynayan taraftı. Öne geçtikten sonra rakibin üstüne gelmesine müsaade ediyordu. 2. golü de bulamayınca devre sonuna doğru zor anlar yaşatıyordu Giresunspor atakları. İlk yarı bittiğinde tabelada 1-0 öndeydi sarı lacivertliler. Fakat topla oynama hariç bütün istatistikler dengeli ve ev sahibi üstündü.

Devre sonundaki baskıya rağmen Jesus aynı takımla sahaya dönüyordu. Giresunspor da maça kaldığı yerden devam etmesi, tecrübeli hocanın durumu geç de olsa fark etmesine sebep oluyor ve önlemi 60’larda orta saha merkezi değiştirerek alıyordu.

Crespo ve Zajc gibi orijinal 2 orta saha girdikten sonra oyunun hâkimiyeti tekrar Fenerbahçe lehine döndü. Ama savunma arkasına şişirilen bir topta Szalai’nin ıskası her şeyi değiştiriyordu.

Daha sonraki baskılar ise sonuç vermeyecek ve Giresunspor maçı da hüsranla bitecekti.

İstanbulspor maçında kaybedilen 2 puandan sonra Karadeniz deplasmanı da aynı akıbeti yaşatacak, yıllardır beklenen, özlenen şampiyonluk yine başka bahara kalacaktı.

Artık şampiyonluk umudu pamuk bir ipliğin ucunda sallanıyor, Fenerbahçe de rakiplerin koparmasını bekliyor.

ORTA SAHA BELİRSİZLİĞİ BÜYÜYOR

Belki de tarihe geçecek bu maçın ve puan kaybının bana göre teknik sebeplerine değinelim…

1 - Orta sahada sabit bir yapı oluşturulamaması. 2 - Topla çıkabilen, hızlı pas yapabilen takımlara karşı çözüm üretememek. 3 - Maddede zikredilen takım modellerine karşı alınan sonuçlardan, oynanan oyundan ders çıkarmayıp tekrar tekrar aynı takım kurgusunu kullanmak. 4 - Rakibi küçük görmek, dolayısıyla ona göre çalışmamak. 5 - Oyuncu tercihi, rakibe göre planlama hataları vs.

Yukarıdaki maddelerin sebeplerini açarak devam edelim.

1 - Sezon başından beri en çok değişimin olduğu yer orta saha göbeği. Halbuki bu bölge futbolda hem savunmanın hem hücumun merkezi olarak kullanılır ve oyun kültürü ve ezberini oluşturan mevkidir. Fenerbahçe’de sezon başından beri bu bölgede sürekli değişim oldu. İsimleri saymaya gerek yok, 8 farklı isim kullanıldı… İstanbulspor maçında İsmail-Mert oynayıp kötü netice alındıktan sonra Sivas maçında Arao-İrfan oynadı. Giresunspor karşısında tekrar İstanbulspor maçındaki ikiliye dönülmesi de anlaşılır gibi değil. Halbuki o maçta bu kurgudan verim alınamamıştı. Zaten İsmail ve Mert Hakan 10 numara özellikli, çift yönlü oynama alışkanlığı olmayan, klasik 6-8 görevlerini belki de derinliğine bilmeyen, bu mevkide tecrübeleri olmayan futbolcular. Bu bölgede iki tecrübesizin bir arada olması bir hataydı. Nitekim hoca geç de olsa fark edip değiştirdi.

2 - Puan kaybedilen maçlara bakalım; Konyaspor, Giresunspor, Trabzonspor, Galatasaray ve Beşiktaş. Hepsi de ayağa iyi paslarla çıkabilen, hızlı top çevirebilen, yetenekli orta sahaları olup geçiş hücumları konusunda iyi takımlar. Buna göre bir oyun geliştirmek Jesus’un görevi idi ve bu takımlara karşı hiç özel önlem veya değişim göremedik.

3 - Alt sıra takımlarına karşı sürekli iyi sonuçlar alınca lig sıralamasına bakılarak bazı takımları küçümseyip iyi etüt edememek.

4 - Rakibe göre oyun ve oyuncu tercihlerinin yanlış kararlar vermek gibi birçok sebep sayılabilir. Örneğin Giresunspor oldukça kısa bir takım, buna göre bir çalışma ve oyuncu tercihi yapılabilirdi.

Neticede öyle veya böyle 2 puan kaybedildi. Büyük bir yara alındı. Rakiplerin puan kaybını beklemekten başka elde bir şey kalmadı.

Tedavisi ve telafisi nasıl olur biliyorum ama Fenerbahçe için İstanbulspor maçındaki hüsranın bir devamı, belki de sonudur bu sonuç.

Kısaca Jesus’a büyük puntolarla eksi yazılacak bir hikâye ve belki de hüzünlü hikâyenin sonudur bu sonuç.

Şampiyonluğun Jesus’un ellerinden kayıp gidişinin bir resmi, belki de hazin bir veda tablosudur bu sonuç.