Malum; Şenol Güneş’in yerine Fatih Tekke göreve geldi. Ben de bu yüzden futbol oyun sistemleri üzerine genel bir bakışla başlayıp, Trabzonspor kadrosunun bu sistemlerle uyumu ve yeni teknik direktör Fatih Tekke’nin nasıl bir yol tercih edeceği konusunda bir analiz yapmaya karar verdim.

Futbolda büyük ve küçük takımların farklı oyun yapıları ve stratejileri vardır.

BÜYÜK TAKIM: Gol atmak için risk alıp savunmayı öne çıkararak alanı daraltır. Rakibi kendi sahasına hapsedip bulacağı açıklardan derin pas, verkaç ve ortalarla gol arar. Bunu yaparken geçiş hücumunu da engellemek için ön alanda şok baskıyla topun kendinde kalmasını sağlayarak, savunmayı önde başlatır.

KÜÇÜK TAKIM: Hücum oyuncularını mümkün olduğunca savunmaya yakın tutarak alan daraltıp ceza sahası çevresine bir çeşit koruma çiti çeker. Hücum takımının yukarıda bahsettiğim yöntemlerle ceza sahasına girişleri engeller. Kaptığı toplarla geçiş yakalayıp gol arar.

İki oyun sisteminin de farklı konsepte oyunculara ihtiyaç duyar.

Büyük takım daha çabuk, teknik ve hızlı, küçük takım daha güçlü ve atletizmi yüksek oyuncu tercihi yapar.

Yani, küçük takım oyuncu profili ile büyük takım oyunu üst seviyede uygulanamaz. Takım boyu ayarlanamadığı için sürekli geçiş yiyerek kalecisini kahraman veya kova haline dönüştürür.

Büyük takım oyuncu modeliyle de savunma yapmak zordur. Çünkü fizik olarak daha küçük oldukları için yan top, duran top zafiyetleri vardır. Teknik oldukları için de savunma yönleri hep yarım kalır.

Yukarıda çok kısa olmasa da özetlediğim iki oyun kültürünü iki yıl içinde iki farklı hoca ile deneyimledi Trabzonspor. İkisi de beceremediği için üçüncü bir teknik adam gün itibarıyla imza attı.

Yukarıda bahsettiğim iki sistemin dışında üçüncü bir yol daha var. O yol da dengeli bir yapı kurmaktır. Hem hücum hem savunma yapabilen çift yönlü oyunculara ihtiyaç duyar ve sabır bu oyunun ana omurgasını teşkil eder. Bir aslan gibi rakibin açığını bekler ve pençeyi en doğru zamanda vurur. Hem zor hem de çok deneyim ve tekrar isteyen bir ekoldür. Kısa sürede sonuç almak zordur.

Normalde “usta” yönetimler, birbirinin devamı hocalar tercih ederek, üste koyarak yürümek ister. Fakat Trabzonspor’un “tecrübeli” yönetimi, bilerek mi Tekke tercihi yaptı bilmiyorum ama “her ekolü deneyelim doğruyu bulduktan sonra devam edelim” manasına gelen bir anlaşmaya imza attı.

Önce Fatih Tekke’ye “hoş geldin” diyerek yeni dönemin bu bilgiler ışığında nasıl olacağı konusunda öngörülerimizi yazalım.

Yazı bittikten sonra bir arkadaşım (@mrdentist61) kritik bir soru gönderdi. Diyordu ki; “Tekke sistem hocası mı? Yani kendi sistemini takımdaki oyunculara ne olursa olsun uygulatmaya çalışan biri mi, yoksa elindeki kadroya göre bir sistem geliştiren kafa yoran biri mi?”

Bu soruya muhtemelen hoca bile net cevap veremez. Seviye olarak daha düşük bir camiaya gittiğinizde bunu dayatabilirsiniz ama Barcelona’dan teklif geldiğinde kendi oyununu kimse dayatamaz ancak oradaki sisteme kendini uydurur. Fatih Tekke aslında bir sistem hocasıdır. O da her hoca gibi hayalindeki bir takıma gidince elindeki mevcut kadro ile bir şey yapmak isteyecek, kafasındaki nihai hedefi zamana yayarak gerçekleştirecektir. An itibarıyla akışına bırakacaktır.

Tekke, kendinden önce gelen iki teknik adamdan farklı olarak dengeli oyuna yakın bir hocadır. Mevcut kadroyla daha çabuk uyum sağlayacak bir oyun görüşüne sahiptir. Yani Avcı sonrası Güneş’e göre daha uyumlu olacağını o tarihte de yazmıştım. Zaten yönetim Şenol Güneş oyununa göre transfer yapmadığı için geç kalınmış olsa da Tekke’nin doğru tercih olduğu inancındayım.

Hocayı alt ligdeyken takip etmeye başladım. Hatta gördüğüm farklı şeyleri arkadaşlarıma notlar halinde yazıp “Tekke geliyor” dediğimi bile hatırlıyorum. Tabii tam umduğum gibi olmadı ama yine de Süper Lig seviyesine kendini taşıdı.

Bu kadar zaman zarfında özellikle maçlarına gittiğim Tekke’nin teknik direktörlük becerilerinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum.

Endişem; büyük takım oyunu ve oyuncusu farklı ve kaprisli olur. İyi teknik adam olmanın yanında “İdare etme” sanatına da sahip olmak gerekir. O kısmı iyi yönetebilirse zaten oyuncu da daha iştahla hoca için oynar.

Hocanın maçlarını izleyenler bütün teknik adamlar gibi onun da Guardiola ekolünden esinlendiğini görür. Pas oyunu odaklı olup Avcı’da da gördüğümüz sabırlı oyunu tercih eder. Aslında en çok kullandığı 4-1-4-1 sistemidir ama 3’lüyü de zaman zaman tercih eder. Avcı gibi çakılı bir ön libero olmazsa olmazı olduğu için takımları maç içinde 3’lüye kolay döner.

Ön liberonun önündeki diğer iki orta saha oyuncusu da teknik becerileri yüksek ve kanatlarla yer değişerek oynayacak ölçüde çabuk ve çok yönlüdür. İstanbulspor döneminde takım hücumdayken beklerden biri orta sahaya gelir ve merkezi kapatıp pas istasyonu olurdu.

Öncelikle ilk haftalar için hocaya sabır gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Tekke’yi takip edenler bilir ki; hocanın ilk haftaları hep zorlu geçer. Hatta, Bursaspor hemen sonuç beklediği için 4. haftada hocayı göndermişti. Sabır edip beklenirse, yapıyı oturttuktan sonra sistemi tıkır tıkır işlemeye başlar.

Yani Tekke'yi bekleyen çorbayı içer!

Bu genel Tekke tercihleri ışığında mevcut kadroyla neler yapabilir ona bakalım.

Muhtemelen ilk haftalarda 4-1-4-1 tercihi yapacaktır. Sonuç alamazsa 3-4-3 gibi bir yapıya dönerse de hiç şaşırmam hatta doğru da bulurum. Çünkü mevcut kadroda stoper özelliği taşıyan o kadar çok oyuncu var ki! Bu yüzden yanlış tercih olmaz 3’lü bir sistem.

Hücum oyuncularını hareketli tercih eder. 4’lü oynarsa beklerde değişim görebiliriz. Asıl ne yapacağı merak edilen orta saha. Bjelica dahil son üç teknik adam da orta sahadan vuruldu, Ertuğrul Doğan da niye ise o bölgeye lider özellikli bir oyuncu almadı. Tekke’nin de en çok zorlanacağı yer ön libero önündeki iki oyuncu tercihi olacaktır. Orta sahayı netleştirmeden hücum setleri sıkıntılı ve kısır maçlar izleriz diye düşünüyorum. Mevcut kadroda bu mevkide oynayacak hiç oyuncu yok. Belki Arif, Mustafa, Pedro, Visca, Zubkov veya alt yapı oyunculardan yeni 8 numara denemeleri görebiliriz. Hatta U17 takımındaki Oğuzhan ile U19’daki Onuralp ve Ömer Faruk’u denemesi benim için hiç sürpriz olmaz. Çünkü hocanın hücum setleri için “inceci” özellikte oyunculara ihtiyacı var. Ne yazık ki Şenol Güneş de ihtiyacı varken bunları deneme cesaretinde bulunamadı.

Beklentim;

İlk haftalar 4’lü bir oyun tercih edip orta sahada bir yapı oluşturması. Alınacak sonuçlara göre 3’lüye dönmesi.

Tercihim ise;

Riskli ve cümbür cemaat hücumu çıkan bir takım ama mevcut kadroyu düşününce 3’lü bir sistem ile savunmadan başlayarak güvenli bir yapı oluşturulması.

Hocaya tekrar hoş geldin der başarılar dilerim.