A Milli Takım kadrosu açıklandığı her zaman yangın olur.

Taraflı gazeteci/yorumcular, teknik adamlar, eski topçular ve bazı takımların taraftarlarının sesleri arşa dayanır, istifa sesleri ayyuka çıkar!

Hiçbiri Milli Takım’ın oyun sistemine bakmaz, yaygara koparılan oyuncunun mevkiindeki diğer isimleri dikkate almaz.

Varsa yoksa bütün istekleri; aidiyet duyduğu takımın oyuncusunun seçilmesidir.

Örneğin Fenerbahçeliler Serdar Dursun, Galatasaraylılar şimdilerde Ankaragücü’nde yedek oturan Kazımcan, Beşiktaşlılar Ersin Destanoğlu için bu yaygarayı koparmıştı.

Hatta birine sordum “Galatasaray harıl harıl sol bek arıyor, 3. yedeğe bile düşünülmeyen Kazımcan’ı A Milli Takım’a alınmadı diye bu kadar feveran niye?”

Cevap bile veremez diye düşünürken o kadar pişkin bir şekilde, “Falandan, filandan ve Ferdi’den daha iyi, çünkü sol bek sol ayaklı olmak zorunda” diyerek bekin nasıl olması gerektiğinin kanununu bile yazdı. 😊 Az daha ısrar edecektim ama “Kazımcan A Milli Takım’ın değiştirilmeyecek, değiştirilmesi teklif bile edilmeyecek oyuncusudur” cümlesini Anayasa’ya bile eklenmesini isteyeceğinden korktum. 😊

Bu ve buna benzer birçok örnek bulabiliriz.

Bugünlerde de Beşiktaş’ın 18 yaşındaki genç yıldız adayı Semih Kılıçsoy için aynı yangın var.

Öyle böyle de değil…

O kadar yoğun ve tazyikli ki!

Konuşmayan yok, ağlama sızlama yarışı var.

Futbolcu eskisi Sinan Engin Türk Milli Takım Teknik Direktörü Montella’ya tercihlerinden dolayı “Hain” diyecek kadar ileri gitmiş.

Gelin bu meseleye teknik açıdan bakalım.

Montella oyun sistemi olarak genelde 4-6-0 kullanıyor. Maçlarda zaman zaman oyun sıkıştığında pivot santrfor sahaya sürer.

Yani santrforsuz bir sistem kullanır. Dolayısıyla da Semih modeli oyuncu tercih etmez. Bu oyun yapısında Semih oynatılacaksa en uygun yer kanat olur zaten.

Kanat bölgesi ise; A Milli Takım’ın en yoğun olduğu mevkiidir. Hatta bu defa yaygaradan korkulmuş ihtiyaç olduğundan fazla isim çağrılmış bu mevkiye. Ve hepsi de deve dişi gibi önemli isimler.

Beraber sayalım:

Kenan (Juventus)

Kerem (Galatasaray)

Cengiz (Fenerbahçe)

İrfan Can (Fenerbahçe)

Yunus (Leicester City)

Can Uzun (Nürnberg)

Barış Alper (Galatasaray)

Hatta iyileştiğinde bu mevkiye gelecek olan Yusuf Sarı gibi Montella’nın bir gözdesi daha var. 10 numarada oynayan diğer oyuncuların da hepsi kanatta oynama özelliği olan modeller.

Yaygara yapanlara yukarıdaki 8 isimden 3 tanesini seç. 4. isim olarak oraya Semih’i ekle desek, hiçbiri belirledikleri 4 isim arasına Semih’i koymayacaktır.

Bazı arkadaşlar hücum merkezinde oynayabilir diyecektir.

Onlara da cevap verelim;

A Milli Takım 4-6-0 oynarken hücum merkezindeki futbolcu modeli 10 numara diye tabir ettiğimiz forvet arkası kullanılan teknik oyunculardır. Görevi de bağlantı sağlamaktır. Bu bölge için de maç durumuna göre öncelikli olarak 10 numara özellikli Can Uzun, Yusuf Yazıcı, Kenan Yıldız, Barış Alper, Arda Güler, Kerem, Yunus, Abdülkadir Ömür, Hakan, İrfan Can, Orkun gibi isimlerden 2’si tercih edilecektir. Maçına göre uzun santrfor ihtiyacı halinde de hava hakimiyeti iyi olan Enes Ünal, Enis Destan veya Bertuğ Yıldırım gibi pivot oyunculardan biri tercih edilip Avrupa Şampiyonası’na götürüleceğini düşünüyorum.

Bütün bunları bir kenara bırakıp kendimizi A Milli Takım hocası olarak görelim.

Hangimiz ihtiyacımız olmayan, sistemimize uymayan oyuncu tercih ederiz?

Hatta kamuoyu oluşturan birilerinin zoruyla kadroyu hangimiz belirleriz?

Çok az futbol bilgisi bile bu yaygaranın başka saikle yapıldığını gösterir.

Üstelik hazırlık maçı için bu kadar yaygaraya değer mi?

Turnuvaya daha 2,5 ay var.

Kadroda 6 oyuncu zaten fazla. Hatta sakat olup iyileştiğinde gelecek olanlar da düşünüldüğünde büyük oranda bir değişim olabilir. Mevcut isimlerden birçoğu kadro dışı kalacak, belki hoca sistemde oynama yaparak Semih’i de dahil edecektir.

Montella uzun yıllar sonra A Milli Takım’a yaraşır bir oyun kurgulamış, bir sistem oturtmaya çalışıyor. Macaristan maçı ikinci yarısı tek kelime ile muhteşemdi. Hızlı paslar, dominant oyun.

İnsan daha ne isteyebilir ki?

Hele kamuoyuna göre kadro yapan Kuntz'dan sonra.

Hocayı rahat bırakın o da işini doğru ve inandığı gibi yapsın.

Biraz empati lütfen!