Bir sezon daha bitmek üzere. Her bitiş, yeni bir başlangıcın kapısını aralar; ama Trabzonspor için bu sezon çoktan tükenmişti. Gözler artık gelecekte… Zaten yeni transfer haberleri gündeme düşmeye başladı.
Oturdum, Fatih Tekke’nin oyun sistemine uygun oyuncu profilleri çıkardım. İsim isim tespit edip, özelliklerini tek tek belirledim. Yazdıklarımın üzerinden defalarca geçtim. Derken, bütün bu çalışmayı çöp eden o mesaj geldi: “Fatih Tekke ile sezon sonu yollar ayrılacakmış.”
Henüz birkaç ay önce göreve gelen Fatih Tekke’nin koltuğunun sallantıda olduğuna dair bu söylentiler can sıkıcı. Atalar boşuna demez: “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diye... Peki, bu ortamda teknik adam değişikliği de neyin nesi? Trabzonsporlu taraftarların ruhunda, vasat futbolun ve hayal kırıklıklarının izi hâlâ taze. Oysa bir sezonun sonu, yeni umutların yeşermesi için bir fırsat olmalıydı. Sonra oturdum, bu işin sorumlusuna bir mektup yazmaya karar verdim: Eyyy Ertuğrul Doğan!
Trabzonspor’un temel problemi, her sezon sıfırdan başlaması. Bunun sebebi ise bir futbol aklının olmaması. Teknik direktör değişiyor, transferler yapılıyor ama ortada kalıcı bir oyun planı yok. “Hoca istesin, takibimizdeki oyuncuları getiririz” diyorsunuz; ama bu oyuncular hangi sisteme, hangi oyun modeline göre seçiliyor? Acaba Avcı dönemindeki tespitler mi? Bir oyuncuyu transfer edebilmek için önce bir sistemin ve oyuncu modelinin olması gerekir. Ve bu sistemin hiç değişmemesi, her gelen hocanın bu yapıya uyması şarttır.
“Yıllardır takibimizde” söylemi, futbola bireysel bir bakış açısının yansımasıdır. Bu yaklaşım her sezon hüsranla sonuçlanıyor; çünkü bir sistemde yıldız olan oyuncu, başka bir sistemde sönük kalabiliyor. Trabzonspor’un ihtiyacı, her yeni hocayla sıfırlanan bir düzen değil, kalıcı bir oyun felsefesi. Ancak hâlâ bireysel kaliteye odaklanılıyor ve “Bu yıl şampiyon olacağız” sloganıyla umut pompalanıyor. Oysa futbol aklı olmayan bir yönetim, sadece transferle başarı geleceğine inanır. Eğer bu doğru olsaydı, dev bütçeli takımlar her yıl şampiyon olurdu.
Peki, o doğru sistem ne? Benim aklımın erdiği 40 yıldır Trabzonspor’un en başarılı olduğu dönemi, sizin de yönetimde olduğunuz ilk zamanları örnek alabiliriz. O takım, coşkulu, hücum odaklı ve rakipleri sindiren bir futbol oynuyordu. Sağ bekin ortalayıp sol bekin kafayı çaktığı, rakiplerin başını döndüren o maçlar hâlâ zihinlerimizde. Üstelik o kadroda, birçokları için “3. Lig topçusu” denilen isimler vardı. Demek ki mesele sadece oyuncu kalitesi değil, doğru oyun sistemi ve aidiyet.
Hatırlayalım o kadroyu: Uğurcan, Pereira, Hüseyin, Zargo, Novak; Onazi, Sosa; Abdülkadir, Yusuf, Nwakaeme ve Rodallega. O dönemde transfer yasakları vardı, para yoktu. Şimdi ise para var, ama ne yazık ki bir FUTBOL AKLI yok. Trabzonspor’un geleceği, o efsanevi oyunu yeniden kurgulamakla mümkün. Orta saha odaklı, hızlı ve bu toprakların ruhuna uygun bir sistem kurulmalı. Bu vizyonu taraftara doğru anlatırsanız, herkes sabırla destek olur.
Şimdi para da var, imkân da. O hâlde geçmişin hatalarından ders alıp, şehrin ruhuna uygun, hücum odaklı bir sistemin inşasına önderlik etmelisiniz. Unutmayalım Sayın Başkan, her bitiş bir başlangıçtır. Şimdiye kadar yanlış kişilere güvendiniz ve gelinen nokta, o yanlışların eseri. Futbol aklına güvenin ve onu devreye sokun. Emin olun, o anlayış hem Trabzonspor’u hem de sizi bu girdaptan çekip alacaktır.
Çünkü o, Trabzonspor’un T’sidir.




