Maç analizlerini genelde sıcağı sıcağına yaparım.
Trabzonspor – Rizespor maçı kuru bir analiz boyutunu aşmıştı.
Duygularımın esiri olmamak, sakin kafayla olabildiğince objektif bakabilmek için sabahı bekledim.
Takip edenler bilir; takım iyi oynadığında skorun ne olduğuna bakmam, oyun benim için yeterlidir.
45 yıldır Trabzonspor maçlarını takip ederim, en beğendiğim sezon 5-0’lık Malatya faciası sonrası yaşanan 6 aylık süreçti.
Yani; iyi oyuna şampiyonluktan daha çok değer veririm.
Bu çerçeveden bakarsak;
Trabzonspor 3 haftadır kötü, ezik ve silik bir futbol oynuyor.
Gençlerle oynanan hazırlık maçlarındaki istek ve hırsı beğenmiş “iyi oyun” olacak zannına kapılmıştım. Fakat hoca kafasındaki 11’i sahaya sürünce sistemin gediklerini gördüm. 2 haftadır oyun ve hoca analizi yapıyor yanlışlara dem vuruyordum.
Gelinen nokta hocayı çok aşmış balık baştan kokmuştu.
“Sistem şöyleydi, hoca böyle yanlış yaptı, futbolcular kötüydü” demenin çok ötesine geçilmişti.
Bir kurumda yanlış, eksik, kötü gidiş varsa, çözülemeyecek gibiyse, artık alt tabakayı aşmış, sorumluluk ve çözüm en üst noktaya ulaşmıştır.
Onun için maçın devre arasında düşündüğüm “Ertuğrul Doğan’a açık mektup ” fikrini hayata geçirmeye karar verdim.
Doğan’a Açık Mektup
Sayın başkanım;
3 haftadır işkence gibi bir futbol var, izlemiyor musunuz?
Bu tür bir oyun modeli isteğiniz vardı madem, Hırvatistan’a kadar niye gittiniz?
Bu sistemin uzmanı Ziya Doğan, Rıza Çalımbay daha uyguna gelmez miydi?
Eldeki kadroya uygun bir hoca tercihi daha doğru olmaz mıydı?
Bu mali krizde bir sürü transfer yaptınız taraftarı susturmak için hala da yapacaksınız gerek var mı?
Madem hocayı getirdiniz ona uygun yapıyı oluşturmak için 4 aydır ne yapıyordunuz?
Bjelica bu kadar uzun stoperi isterken “ne yapacaksınız” diye sormadınız mı?
Her yan topta rakibe vurduran ligin en uzun savunma hattının bu durumuna üzülmüyor musunuz?
Çoğumuzun rakip takımdan 3 kişi bile sayamadığı bir ortamda sizin savunma hattına yaptığınız harcamayla Rizespor bir takım kurmuş ve 17 yıl sonra Trabzon’da kazanıyor, mazeretiniz ne?
Hiç transfer yapmayan Kayserispor, toplama takım Karagümrük ve Pendikspor kadar oyun yoksa, bu sadece futbolcu eksikliğiyle açıklanamaz. Yani; yumruğu masaya vurup: “100 milyon Euro market değerindeki bir takım 8-10 milyon değerindeki ekiplerden kötü oynuyor” demek ve hesap sormak zamanı değil mi?
Başkanım;
Bu ve buna benzer 1000 tane daha soru ilave edebilirim.
Fakat bunlar durumun yeteri kadar anlatıyor. Hesap sorma, çözüm üretme makamı da sizsiniz.
Bu durum 3-5 transferle çözülecek gibi değil.
Mali yapı gereği asla transfer de istemiyorum. Fakat “bu garabet sistem”in kilit noktası pivot santrfor. Hoca da inatla ligin en kısa santrforuna uzun top atarak sürekli size mesaj veriyor.
Hoca kalacaksa, ki kalmalı! Ya oyuncuya göre sistem kurgulamalı ve bu yılı unutmalısınız. (Doğrusu da bu) Ya da sistemin işlemesini sağlayacak model sanrtforu bulup getirmek lazım. Bana göre Enis yeter ama hocanın “Hırvatistan aşkı”na katlanacağız mecburen!
İtiraf edeyim; Abdullah Avcı olmasın da kim olursa olsun inancındaydım ama bu kadar kötü futbol asla beklemiyordum.
Bjelica’ya Sorular
Hocam;
1 - Elinizde Türkiye şartlarında idare edecek 3 stoperiniz vardı. (Denswil, Ali Şahin, Hüseyin) 3 tane de en uzunundan stoper sahibini oldunuz, hayırlı olsun! Madem bu kadar uzun stoper topladınız bari korner organizasyonu çalışsaydınız! Ülkenin en uzun savunma hattıyla yüksek topların hepsine vurdurmak neyin nesi? (Larsen 1,80, Benkovic 1,95, Baniya 1,94, Eren 1,80) Emin olun geçen yıl 1,78 ortalamalı Giresunspor hatta Konyaspor daha az topa vurduruyordu. Bu kadar uzun stoperi olan ortayı kapatır rakibi kanatlara yönlendirir. Siz ortayı açıyorsunuz. Bu doğru mu taktik mi?
2 - Orta sahada tercih ettiğiniz hangi oyuncu sizi öne taşıyacak tekniğe ve çabukluğa sahip. Koyduğunuz iki 8 numara da “top kaptırma” üstadı. En iyi siz bilirsiniz; orada kaptırılan top rakibe geçiş verir ve o uzun stoperlerle çok saçlarınızı yolar erken yaşlanırsınız!
3 - Teklic tam istediğiniz gibi hem hücum hem savunmada iyiydi ısrarla oynattığınız Bardhi’ye göre. Niye ve neye göre çıkardınız?
4 - Larsen beni çıkarın diye 1. dakikadan beri bağırıyor hiç görmediniz mi?
5 - Takım geriye düşmüş rakip kapanmış, hücum yapacaksınız ama o çok istediğiniz stoperlerle takım boyu olmuş 70 metre, kapanan rakibe nasıl hücum edeceksiniz ve nasıl rakip sahada çoğalacaksınız?
6 - Hatta bu durumlarda geçiş hücumları için ne önlem aldınız? Kapanan rakibe karşı takım boyunu kısa tutup alanı daraltmayı ben mi öğreteceğim?
7- Sürekli göbeğe atılan dikine paslara Umut gibi stoperlerin arasında ezilen biri varken ısrarla niye devam ediyorsunuz?
8- Kendi taraftarın önünde baskın oynaman gerekirken savunmadan uzun topla çıkmak, geriye yaslanmak neyin nesi?
9 - Umut'a atılan her topa rakip vuruyor. Umut kısa ve bunu beceremiyor hala fark etmediniz mi?
10- Sizin sisteminizin gereksinimi takımdaki tek pivot özelliğine sahip oyuncu Enis, bunu biz mi size söyleyelim?
Özetle;
Başkanından hocasına, oyuncusundan taraftarına kadar bu kadar hatanın olduğu bir yerde doğru iş çıkmazdı. Boşuna iyi oyun, dayanışma, hırs, çalışkanlık, fedakârlık beklemişim.
Benim çerçevemden durum; Avcı ile oluşan zirvedeki kartopu büyüyerek aşağıya inmeye devam ediyor. Ben belki bir ümit yeni hoca ile dur denilebilir diye düşünmüştüm yanılmışım.
Başkanın, hocanın ve oyuncunun hata yaptığı yerde benim de bu kadar hatam olsun.
Daha iyi günlerde buluşmak dileğiyle…




