Alanyaspor maçındaki bazı istatistiklerle başlayayım;

TRABZONSPOR İSTATİSTİK ALANYASPOR
%49.4 İKİLİ MÜCADELE %50.6
%43.5 HAVA TOPU %56.5
1 KORNER 7
5 PAS ARASI 9
16 ŞUT 24
16 ORTA 23
%41.7 TOP KAPMA BAŞARISI %60
15 RAKİP CEZA SAHASINA GİRME 31

Sahada çıplak gözle gördüğümüz kötü oyunu istatistikler bu şekilde yansımış. Maç sonu Fatih Tekke de “bu oyuna 1 puan çok bile” diyerek kötü futbolu itiraf etti.

Peki bu durum nasıl oldu?

Bu sorunun cevabını kendi penceremden açacağım ama şimdi başka bir istatistikle devam edelim;

Trabzonspor bu sezon 7 iç saha maçının 3’ünde puan kaybetti. Üç puan alınan 4 maçın ikisi 1-0 biterken de oldukça sıkıntılı anlar yaşanmıştı. İçerideki en rahat maçlar diyebileceğimiz 2-0’lık Eyüpspor ve 4-0’lık Kayserispor karşılaşmalarının istatistiklerine bakarsak rakipler de en az bordo-mavili takım kadar pozisyona girip şut bulmuş.

Yani Trabzonspor geçen sezon deplasmanda sorun yaşarken evindeki maçlarda puan topluyordu. Teknik adamla birlikte bu alışkanlıklar da değişti. Artık deplasmanda iyi evinde kötü bir takıma dönüştü.

Sistem Farkı!

Bu değişimin sebebi bana göre sistem farkı!

Uzatıyorum ama son 2 sezondaki farklı iki anlayışı anlatmadan sistem farkını anlayamayız.

Şenol Güneş ile başlayalım. Yediğinden fazla atma anlayışında bir teknik direktör. Genelde gazla takımı ateşler bu da 1’i bulduktan sonra 2’yi arayan, 2’yi bulduktan sonra 3’ü arayan, 3’ü bulduktan sonra 4-5-6’yı isteyen iştahlı takıma dönüşür. Yani kontrolü elden bırakıp riskli bir futbol tercih eder. Onun için bazen 7 gol yer ama iyi oynar meşhur Beşiktaş maçındaki gibi.

Fatih Tekke ise; bir sistem hocasıdır. Belirli kuralları, set oyunları, güvenlik anlayışı vardır. 1-0’ı bulduktan sonra kontrolü ele alıp geçiş arar. (Tıpkı sezonun ilk 3 maçındaki gibi) Geçiş bulamasa da 1-0’a bağlar maçı. Bu anlayıştaki hocalar kontrollü oldukları için daha çok puan toplar. Rakipler üstüne gelmeyip 0-0’a razı oldukları karşılaşmalarda risk alamadıkları için zorlanırlar.

Yani her teknik adamın oyun anlayışı futbolcularına da sirayet eder.

Bu ve buna benzer daha çok sonuç ve oyun göreceğiz. Bu sezon başından beri sürekli sabır isteyip oyun ezberinin oluşmasını beklemek lazım diye yazıyorum. Sistem takımları zor oturur ama tam oturur. Gazla çalışan takımlar ise uzun süreli yukarıya doğru bir istatistik göstermez. Maksimum 1-2 sezon sonra tanınmaz hale gelebilir.

Yani uzun vadede bir başarı istiyorsak bir sistem hocasının takımı oturtması ve oyun ezberi oluşturmasını sağlamak lazım.

Bütün bunları düşündüğüm için takım iyi puan toplasa da beklentimi düşük tuttum. Beklentiyi yüksek tutunca hayal kırıklığı da o nispette büyük oluyor.

Onun için sık sık yeni ve genç oyuncular diyerek hoşgörülü bakmak gerektiğini, bu takımın gerçek ürününü gelecek sene hatta bir sonraki sene göreceğimizi dile getirdim. Bana göre başlıca nedeni sakat veya yetersiz oyuncular değil. Hem hocanın anlayışı hem sistemin henüz oturmaması. Ayrıca pas ezberinden oyuncuların birbiriyle kaynaşmasına kadar bir sürü neden de sayabiliriz.

Formasyon eleştirisi!

Fatih Tekke için yapacağım tenkit ise;

Formda olan Felipe’yi de oynatmak için 4-4-2 tercih ediyor ama oyun içinde 4-2-4 gibi bir şablon dönüşüyor. Bundan dolayı da muhtemelen hep kanatlara kabahat buluyor. Halbuki çift forvetli takımlar orta saha merkezde daha savunması yüksek futbolcular tercih eder. Özellikle bekler de hücuma katılıyorsa çift 8 değil de bir 6 bir 8 veya iki 6 numara ile merkezi sağlam tutar. Hem Oulai hem de Folcarelli klasik 6 rolüne uygun değil, bildiğimiz 8 numara modelinde. Bu da merkezi zayıflatıyor ve rakipler göbekten gelerek bol şut bulmasına sebep oluyor. Yenilen gole dikkatli bakarsak bunu görebiliriz. Takım komple orada ama merkezi kapatma rolünde oynaması gerekenler savunma bilinci zayıf olduğu için rakibi bekliyor.

Diyeceksiniz ki aynı oyuncular Galatasaray maçında niye zaaf göstermedi?

Orada 0-0’a razı bir hoca ve öğrencileri vardı. Bu da takım boyunun kısa olmasını sağlıyor dolayısıyla dar alanda çabuk oyuncular daha iyi savunma yapıyor. Ama iç sahadaki maçlarda takım boyu açılır çünkü cümbür cemaat hücuma gidersin, dönüşler ve yerleşim savunma yaparken olduğu gibi değil bol açık ve alan verilir. Aradaki sistem farkı buradan da anlaşılabilir.

Hoca için olumlu söyleyeceğim şey ise; takım fizik olarak çok güçlü. Hoca iyi çalışıyor ve çalıştırıyor.

Diyeceksiniz ki “güçlü oyuncu basar geçer.” Dediğiniz konsol oyunları için geçerlidir. Sadece güç yetmez motivasyon, konsantrasyon, takım bütünlüğü, yardımlaşma gibi etkenler de gerekir.

Bu da zamana ihtiyaç duyar.

Endişeye mahal yok yola devam.