Kimine göre kolay kimine göre zor bir soru ile başlayalım;
FUTBOLDA BAŞARININ SIRRI NEDİR?
Fazla derine dalarsan içinden çıkılmaz bir dehlizin birbirine benzeyen koridorlarında kaybolabilirsin, basit bakarak da net cevaplar alır, aradığını elinle koymuş gibi de bulabilirsin.
Bir arkadaşım kestirme yoldan gitti ve “Ali Koç ne yapıyorsa tersini yap, başarının sırrı o” dedi.
Elbette yanlış yapılan işe bakarak doğru yolu bulabiliriz.
Ama bulduklarımız yeterli olur mu?
Bu kadar kolay mı sırrı çözmek?
Sır diyorum çünkü başaran çok az!
Bu sorular üzerinden iyi hatırlayabildiğim son 40 yıllık futbol hafızamı yoklayarak kendi cevabımı aradım, tek ve net bir cevabı yoktu!
Bulduklarımı 4 ana başlıkta sıralayabilirim;
1 - Birincisi; iyi para döküp kısa vadeli bir başarı modeli.
2 - İkincisi; çok para harcamadan erkenden bir hazırlık yapıp rakiplerin önüne geçmek.
3 - Üçüncüsü; uzun bir yapılanma ile bir iskelet kurup uzun vadeli bir çözüm üretmek.
4 - Dördüncüsü ve en zoru; iyi bir alt yapı, iyi bir çalışma ve sabır ile bir sistem kurup onun üzerinden yürüyerek 10’larca yıl sürebilecek ve ülke dışında da büyük başarılar elde etmek.
Sonra biraz daha derine dalınca bu kadar kolay olmadığı kanaatine vararak yeni sorular ilave ettim;
1 - Bu cevapları herkes bilmiyor mu?
2 - Bunları yapıp da başarısız olan yüzlerce takıma şahit olmadık mı?
3 - Bütün dünyada büyük harcamalar yapıp başarılı olan çok az, hatta bu başarılar geçici değil mi?
PEKİ FUTBOLDA BAŞARININ SIRRI NE?
Bu soru üzerinde uzun vadeli bir başarının sırrı için yeni cevaplar bulmaya çalıştım.
Gördüğüm, bulduğum en ana sır; AİDİYET oldu.
Bütün doğruların üstüne bir de AİDİYET yükleyince sır, sır olmaktan çıkıyordu.
Ve hafızamın derinlerinde buna örnekler buldum;
Türkiye’den ve dünyadan örnekle AİDİYET tezimizi temellendirelim;
TÜRKİYE’DE;
1975-84 arası Trabzonspor (6 şampiyonluk)
1985-95 arası Beşiktaş (5 şampiyonluk)
1997-2008 arası Galatasaray (7 şampiyonluk ve UEFA kupası)
DÜNYADA;
1992-2002 arası Manchester United (8 şampiyonluk)
2005-16 arası Barcelona (8 şampiyonluk)
Yukarıda verdiğim örnekteki 5 takımı tek tek inceleyelim ve başarının ana faktörünün AİDİYET olduğu tezimizi güçlendirelim.
TRABZONSPOR
1967’de kurulur uzun bir süre üst lige çıkamaz…
Ve şehrin çocuklarını toplayarak kurdukları takım ile 1973’te başlayan 2. Lig şampiyonluğu ile yakaladıkları ivme Süper Lig’e taşır bordo mavilileri. Ve 1984’lere kadar sürecek bir Trabzonspor hegemonyasını izletir Türk futboluna Trabzon’un çocukları…
Ve başarının lokomotifi o şehrin çocuklarıdır. Aralarından büyük paralara, transfer tekliflerine rağmen şehrini terk etmeyenler, aidiyet duygusunu en derinden hissedenler vardır.
Şenol, Turgay, Necati, Kadir, Cemil, Güngör, Serdar, Ali Kemal, Hüseyin gibi nice Trabzon şehrinin çocukları aidiyetin başarının 1. sırrı olduğunu gösterirler.
BEŞİKTAŞ
15 yıl süren şampiyonluk hasretini 81-82’de yaptığı transferlerle dindirip geçici bir başarı elde eden siyah beyazlılar, 1984’te Süleyman Seba’nın başkanlığı ile altyapı ağırlıklı yeni bir yapılanmaya girer. Ve 25 senede sadece 4 şampiyonluğu olan Beşiktaş, bu yapılanmanın semeresini kısa sürede alacak ve aidiyet duygusu güçlü altyapı oyuncularının başını çektiği bir kadroyla 10 yıla 5 şampiyonluk ve 1 averajla ikincilik sığdıracaktır.
Bu süreçte 23 kişilik kadroda alt yapı patentli Sinan Engin, Ali Gültekin, Fikret Demirer, Ziya Doğan, Rıza Çalımbay, Tevfik Saygılı, Gökhan Keskin, Haluk Duranoğlu, Cengiz Birgen vardır. Metin Tekin ve Feyyaz gibi gençlerle de takviye edilmiştir. İlerleyen yıllarda bu isimlere Sergen Yalçın da ilave olur. Bu altyapı oyuncularının yaktığı ateş sonraki yıllara da ışık tutacak başarıların anahtarı olacaktır.
GALATASARAY
14 yıl şampiyonluk yaşamayan Galatasaray 1984’te Jupp Derwall gibi önemli bir teknik adamı takımın başına getirir ve yeni bir yapılanma ve alt yapı hamlesine başlar. Bu yapılanma yavaş yavaş kendini gösterir ama asıl ivmeyi Fatih Terim’in Teknik Direktörlüğe getirildiği 1996’dan sonra yapacaktır.
O yıl kadroda altyapıdan Suat, Tugay, Okan, Bülent, Mert, İlyas, Ufuk, Alp ve henüz 15 yaşındaki Emre vardır ve bu oyunculara sonraki yıllarda Fatih Akyel, Ceyhun, Kerem de eklenir. Kadroda bulunan diğer oyuncuların da yüksek aidiyeti Hagi’nin usta ayakları ile birleşince sarı kırmızılı takım 96-2007 arasında 7 şampiyonluk, UEFA Kupası ve UEFA Süper Kupası kazanır.
DÜNYADAN ÖRNEKLER;
Türkiye’de son 45-50 yıldaki en başarılı takımların ortak özelliği; altyapı hamleli aidiyeti yüksek oyuncuların lokomotif olmasıdır. Dünyada da aynı örnekler vardır ve biz 2 takım üzerinden inceleyelim.
MANCHESTER UNİTED
1974-75’te en üst lige çıkar Manchester United. Silik bir takımdır Alex Ferguson göreve gelene kadar. 1986-87 sezonu başlar usta teknik adam. Gençleri ön planda tutarak yavaş yavaş yapılanmayı kurar ve 1992’de ilk şampiyonluğuna kavuşurken kadronun yarısı alt yapı patentlidir. Mark Robins, Mark Hughes, Ryan Gigs, David Beckham, Neil Webb, Darren Ferguson, Nicky Butt, Gary Neville, Lee Martin, Clayton Blackmore, Kevin Pilkington, Gary Walsh gibi altyapı oyuncuları takımın ağır yükünü çekmektedir. Ada dışından sadece Cantona bulunmaktadır. Daha sonraki sezonlarda Phil Neville, Paul Scholes ve Wes Brown da alt yapıdan takıma katılacak ve 1992-2002 arasında 8 Premier Lig 2 de Şampiyonlar Ligi kupası getirecektir.
BARCELONA
Çok tekrara girmeden Barcelona’nın hikâyesi de yukarıda zikrettiğimiz takımlardan bir farkı yoktur. Cruyff’un oluşturduğu sistem ve altyapı organizasyonu en büyük ivmesini 2005’te yaşamaya başlar. 2005-16 arası 8 La Liga, 4 Şampiyonlar Ligi kupasını müzesine götürür bordo mavililer.
Bu başarıya imza atanlar; Victor Valdes, Oleguer, Puyol, Messi, Carlos Pena, Motta, Gabri, Xavi, Iniesta ve daha sonraki yıllarda a takıma eklenen Pedro, Pique, Sergio Busquets, Krkic, Dos Santos gibi La Masia ürünleridir.
Bu iki takım da son yıllarda çok büyük paralar harcamış ama o görkemli günlerine dönememiştir. Barcelona tekrar altyapı hamlesiyle bu dönüşü gerçekleştirecek gibi duruyor ama Manchester United için aynı cümleleri kurmak mümkün değil.
Örneklerde gördüğümüz gibi dünya ve Türkiye futboluna damga vuran, uzun süreli başarılar elde eden bu 5 takımın ortak özelliği ALTYAPI. Dolayısıyla AİDİYET duygusu.
SONUÇ;
Klişe cümle ile sonuca gelelim; İnsan duygusal bir varlıktır.
Her insan kendini tarif ederken; uzun süre içinde bulunduğu, çocukluğunu geçirdiği, semti, şehri ve camiayı göz önünde bulundurur. Bu bazen bir futbol takımıdır, bazen bir dini grup, bazen de ırk temelli bir yapı olabilir. Kısaca insanoğlunun doğasında aidiyet önemli bir yer teşkil eder. Aidiyet aile bağı gibi güçlü bir duygudur. Bu durum futbolda da farklı değildir. Bir takımın alt yapısından yetişmek oraya aidiyet duymanın birinci maddesidir. Hele o şehrin ve semtin çocuğu ise bu daha katmerli olur. Aidiyet fedakârlık ve özveri getirir. Özveri de başarı. Dolayısıyla AİDİYET duyan oyuncu takımın kazanımını kendi zaferi olarak görür.
Yani bana göre;
BAŞARININ SIRRI AİDİYETTİR…




