Sosyal medyada bir arkadaşın Abdullah Avcı’nın istediği gibi takım kuramadığı bahanesini görünce aklıma Trabzonspor’un Avcı döneminde yapılan 34 transferine bakmak geldi.

Baktıkça ufkum açıldı, baktıkça zihnim tazelendi, baktıkça hüzünlendim, baktıkça sinirlendim!

Ama meslek icabı kendimi maden yatağında bulmuş gibi de hissettim. 😊

Aklıma takım kadrosunda 6-7 stoper varken hocanın aynı mevki için talepte bulunduğu haberleri de gelince keyiflendim.

“İşte sana güzel bir malzeme” diye kendime seslendim!

İçimi döküp Galatasaray hezimetinin verdiği huzursuzluğu bir nebze azaltırım diye düşündüm. Herkes maça gidip bağırarak iç döküyor, bizim sinirlerimizi yumuşatma yöntemimiz de bu!

Baktıkça baktım, kaç dakika oynamışlar, neredeler, ne kadar para kazandırmışlar vs.

Aslında geliş fiyatlarını, kazandıkları maaş ve verilen vergileri ile menajer ücretlerini de toplayıp mali bir liste de çıkarılabilirdi ama biraz tembel biriyim. O bilgiler de ulaşılmayacak kadar uzakta değil, yeni nesil gençler zehir gibi maşallah!

Geçelim mi, Avcı dönemi transferlerinin bana anlattığı sorularla biten hikâyesine;

34 transfer yapılmış, 5 tanesi hiç süre bulamamış neden acaba?

Yüksek ücret alıp çok az yararlanılan 30+’ların çoğunlukta olması da garip değil mi?

Gelenlerin 27’si gitmiş, kalanların 4’üne ya süre verilmiyor ya da yedekten duhul etmeleri, acaba kötü oyuncu olduklarından mı?

Sürekli forma bulabilen Visca ile Eren Elmalı biraz da Denswil. Onlardan da memnun olanı bulmak samanlıkta iğne aramakla eş değil mi?

Özellikle Visca ve Denswil yüksek maaş aldığı için gönderilemiyor. Üstelik 30+ olduklarından dolayı kolay sakatlanıyor, maçların büyük bir bölümünü Papara Park’ın bordo maviye boyanan tribünlerinden temaşa ediyor. Yalan söylemiş olmayayım belki de locadan izliyorlar, o kadarını bilmiyorum affeder misiniz?

Ayrılan 27 oyuncunun hiçbiri ne hikmetse daha iyi bir takıma gidememiş. Halbuki gelirken omuzlarda karşılanıp çağın futbolcusu gibi lanse ediliyordu değil mi?

Bir kısmı futbolu bırakırken, bazılarını da futbol bırakmış, sizin tabirinizle çöpe atmış neden acaba?

Hiçbiri geldiği fiyatın üstünde gidemediği gibi kâr da yapılan olmamış. Bu duruma hiç şaşırmadım, çünkü hocanın önceki uzun süreli macerasında da kâr edilebilen oyuncusu yok diyebiliriz ama biri Cengiz örneği verecektir başka da bulamaz zaten değil mi? 😊 (Bana göre o da tartışılır.)

Avcı’nın isteğiyle gelip gidenlerden bir kısmının fesih tazminatlarını Trabzonspor ödenmeye devam ediyor. Yerlerine getirilenler bile gönderilmek için kiraya verilip, kurtulma planlarına dahil olmuş, şaşırdık mı?

Ayrılanların büyük bir bölümünün gittiği takım Trabzonspor’a göre daha küçük ölçekte. Buna rağmen süre bulmakta zorlanıyor olmaları ilginç değil mi?

Tek süre bulabilen Yusuflar. Onlar da öz evlat kontenjanından olduğu için ağızlarıyla kuş tutsalar yaranmaları mümkün değil, yanlış mı?

Bir bölümü satılamadığı için yıllarca maaşları ödenerek kiraya gönderilmiş. İsimlerini kim hatırlatayım mı? 😊

Gelen 34 kişiden randıman alınan iki oyuncu var. Biri dün giden Bakasetas, diğeri ise zaten giden veya gidecek olan kiralık Berat Özdemir. Onların transferlerinde de Avcı yeni gelmişti, söz sahibi ve bu kadar da güçlü değildi o dönemde. Onun için transferleri aslında Ahmet Ağaoğlu’na yazmak bana göre daha doğru olur ama böyle söyledim diye birileri de bozulmaz mı? 😊

Şampiyonluk sonrası Abdullah Avcı’nın yöneticiler nezdinde Süpermen, He-Man gibi bir güce kavuşması bu sürecin ana nedenlerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Bir kulüpte amir-memur ilişkilerin ahbap-çavuş mertebesine ulaştığı bir ortamda, her teknik adam kendi kariyeri için elbette sınırsız transfer isterdi. Ve mevcut başkan tarafından veriler bu açık çek, kulübün borcunun kısa zamanda ikiye katlamasına ve hovardaca bir transfer sürecine girilmesine sebep olmuştu. Aşağıdaki gördüğünüz 34 transferin tamamı 1. Avcı dönemi eseridir. Bu oyuncular getirilirken, hocanın istemediği birçok futbolcu da zararına satılmış veya maaşları ödenerek kiralanmıştı. (Flavio, Diabate, Trondsen vs.)

Abdullah Avcı’yı asla suçlamıyorum.

Belki ben de olsam, bu ortamda aynı şekilde davranırdım. Düşünsenize bir amiriniz size çok güveniyor ve sınırsız bir yetki veriyor. Siz de bütün hayallerinizi gerçekleştirmek için bu açık çeki kullanmaz mıydınız?

Hoca da böyle bir fırsatı niye kaçırsın ki?

Artık olan olmuş mu diyorsunuz?

Ben de aynı cümleyi kuruyorum fakat geçmişte yaşananlar gelecekte tekrar zuhur etmesin. Ona göre davranılması gerektiğini unutulmasın diye hatırlatma mertebesindeyim.

Kulüplerin borç tablosu yeni açıklandı.

En çok zarar eden takım, son 2 yıllık süreci bilen her kişinin tahmin ettiği gibi Trabzonspor oldu. Birileri çok şaşırmış olabilir ama 2 yıldır sürekli mali duruma vurgu yapan biri için şaşırılacak bir durum yok!

Mali durumu yuvarlak hesapla basitçe anlatayım;

Trabzonspor’un yarış yaptığı kulüplerin biri 120, diğeri 100, bir diğeri de 80 milyon avro gibi yıllık bir kazancı var. Bordo mavililerin ise; 1 senelik geliri 20-30 milyon. Gideriniz ise her yılın gelirinin 2-3 katı.

(Bunları başkan defalarca söyledi ama buna yönelik hiç adım atmadı ne yazık ki!)

Böyle bir durumda, böyle bir ortamda siz olsanız ne yapardınız?

Aslında düğüm noktası burası.

Fatih Tekke’ye aynı ortamı sağlasan temkinli ve dikkatli olurdu. Hatta yönetimin heyecanını frenler, durduramazsa kavga bile ederdi.

Fakat bir yabancı asla bunları yapmaz. Böyle bu ortamı sağladığınızda kendi kariyeri ve kendi puan ortalamasını düşünür. Sürekli transfer ister. Değiştirmek istediği oyuncuları bir şekilde göndermenin yollarını bile bulur. Genç oynatıp riske girmez. En hazır futbolcuyu talep eder, hatta ısrarla ister, her basın toplantısında ima da bile bulunur! Yaşının 30+ olmasının onun için bir önemi, kulübün batağa çekildiğinin bir değeri de yoktur. Farkında bile değildir. O sadece kendisi için açılan güzel pankartlara dalmış rüya alemindedir. Tek derdi transferlerin kampa yetişmesidir.

Hatta 30+ futbolcu 5 yıllık anlaşma istese bile “mutlaka getirin” talimatı vererek kulübe yükünü düşünmez bile.

Mali durumu sıkıntılıysa ya kaçmanın yolunu arar ya da para eden mücevherlerin satılarak kaynak açılmasını ister.

Bu duruma bir örnek verelim.

Bu konuştuğumuz dönemde tek gelir getiren oyuncu çok az süre bulan Ahmetcan’dı!

Peki ondan gelen gelir nereye gitti sizce?

Dilim varmıyor bu bölümü yazmaya…

Siz aşağıdaki listeyle ilgilenip bu soruyu unutun!

1. AVCI DÖNEMİNDE YAPILAN TRANSFERLER

FUTBOLCU

DAKİKA

NEREDE?

Andreas Cornelius

2.774

Kopenhag

Edin Visca

2.758

Mahmoud Trezeguet

2.199

Eren Elmalı

2.842

Bakasetas

6.205

Panathinaikos

Enis Bardhi

968

Maxi Gómez

1.330

Cadiz

Berat Özdemir

3.666

Umut Bozok

562

Taha Altıkardeş

0

Göztepe

Marc Bartra

1.528

Betis

Doğucan Haspolat

294

Westerlo

Manolis Siopis

2.891

Cardiff

Emrehan Gedikli

0

Konyaspor

Enis Destan

217

Montasser Lahtimi

97

Wydad AC

Yusuf Erdoğan

390

A. Demirspor

Yusuf Yazıcı

357

Lille

Kerem Şen

0

Batuhan Kör

0

1461 Trabzon

Tymoteusz Puchacz

733

K’lautern

Naci Ünüvar

232

Twente

Yunus Mallı

464

Konyaspor

Fodé Koita

168

Sivasspor

Dorukhan Toköz

2.912

A. Demirspor

Gervinho

380

Boşta

Bruno Peres

2.482

Boşta

Marek Hamsik

2.765

Bıraktı

İsmail Köybaşı

989

Göztepe

Stefano Denswil

3.609

Kouassi

288

ZJ FC

Stryger Larsen

2.211

Malmö

Jean-Philippe Gbamin

862

USL Dunkerque

Lazar Markovic

0

Gaziantep

Not: Listedeki dakikalar Abdullah Avcı ile Süper Lig’de oynadıkları sürelerdir.