Bu defa yöntem değiştirip fıkra ile girelim:

Temel, şirkete yardımcı arıyordu. İK, Harvard, Oxford ve Boğaziçi mezunu üç yetenekli aday getirdi. Temel hepsini reddetti, yerine ilkokul mezunu birini aldı.

Diğer yöneticiler merak edip sordular: “Yahu Temel Bey, o kadar eğitimli, dilleri bülbül gibi şakıyan gençleri eledin de bunu mu aldın? Ne özelliği var ki?”

Temel geriye yaslanır ve sakin sakin cevap verir:

— Boylu boslu, yakışıklı… Üsteluk da yeğenum olur!


"İşinde çok iyi olanı değil, işine çok sadık olanı değil; işini en doğru yapanı seç." — Konfüçyüs


Bir kurumda iş bilmezlik ve kayırma olursa diğer çalışanlar bundan etkilenir. Kimse işini cân-ı gönülden yapmaz ve sorgular. Sorguladıkça da şevki kırılır. Şevki kırıldıkça üretim düşer. Üretim düştükçe tartışılır. Tartışıldıkça da eleştirilerin arkası kesilmez.

Hem çalışmayacaksın hem yüksek maaş alacaksın ama işe gelince kaytaracaksın. Ben de o kurumda olacağım, o arkadaşlar daha fazla kazansın diye çırpınacağım. Yok öyle üç kuruşa beş köfte!

İşte Trabzonspor’da da durum aşağı yukarı böyle… Zubkov ile Nwakaeme sahada geziniyor ve ne hikmetse hoca bunun farkında değil!

Farkında olsa niye sahaya sürsün ki asker arkadaşı mı?

Bildiğim kadarıyla değil. Belki Nwakaeme ile aynı dönemde palaska bağlamış olabilirler ama beraber askerlik yapmadıkları kesin!

Peki niye sahada bu iki arkadaş?

Özel yetenekliye ihtiyaç varsa birini kullan, niye ikisi birden 11’de?

Bir oyuncuyu idare etmek mümkün ama iki tane olunca turbo motoru bile az gelir.

Oyuncu mu eksik?

Eksikse, belli bir dakikadan sonra niye kenara alıyorsun?

Şapkadan tavşan çıkarma becerileri olduğuna inandığın için 11’de ise, niye rakibi yorduktan sonra sahaya sürmeyip erkenden pillerini bitiriyorsun?

Niye Mustafa’yı daha iyi olduğu yerde, ihtiyaç varken kullanmıyor da doğru olana ikinci yarı maden bulmuş gibi sarılıyorsun?

“Hata bende” diyerek özür dilemek bir kere olur, iki kere olur. Sürekli oluyorsa ve hataya devam ediliyorsa artık eleştiri de hak olur. İstemeyerek olsa da o hakkımızı kullanıyoruz.

Umarım daha çok çalışıp daha doğru kararlar alınır.

Geçen hafta şampiyonluk şansı bitmişti. Dün de Devler Ligi hayaline havlu attı Trabzonspor.

Puan olarak şansı devam etse de takımın ve hocanın durumu bu hedefe beni inandıramıyor.

Kusura bakma hocam, yokuşu tırmandın ama son düzlükte benzinin bitti. Belki bu bitişte hakemlerin de desteği var ama senin payın da azımsanmayacak ölçüde…

Belki çok yetenekli değil ama tabanca gibi bir takım vardı. Coşkulu, hırslı, özverili ve çalışkan. Ayrık otlarından kurtulup aslına dönme vakti. Görev sende, senden vazgeçmedik ve inanıyoruz. Böyle kritik dönemeçlerde yaptıkların veya yapamadıkların geleceğini şekillendirir.

Umarım hep doğruları yaparsın.