Tarih 17 Ekim 1992 gününün akşam saatlerini işaret ediyor…
Yer Dolmabahçe’deki İnönü Stadyumu…
Galatasaray Teknik Direktörü Karl Heinz Feldkamp, 4-2 kazanılan Bursaspor karşılaşmasının ardından stadyumun dışındaki taraftarlara son derece öfkeli. Bursaspor’a üç gol atan 18 yaşındaki ‘Papen’ Mustafa’nın stadın hemen önünde omuzlara alınması Alman teknik adamı çileden çıkartmış. Mealen, “Siz ne yapıyorsunuz? Genç bir oyuncuyu bir maçta üç gol attı diye göklere çıkarmak ona yapılacak en büyük kötülüktür” diye haykırıyor.
Üzerinden 30 yılı aşkın bir zaman geçen bu olayı, Hürriyet Gazetesi’nde gördüğüm; “Jorge Jesus, ‘Arda Güler benim talebemdi’ demesin” minvalindeki dört meslektaşın ortak başlığı üzerine hatırlatmak istedim.
Bu arkadaşlar Arda’yı övüyorlar ama Jesus’u da dövüyorlar.
Övgü öyle böyle değil, abartının dibine vurmuş bu “Tecrübeli" dört yorumcumuz!”
“Sorarlar adama, bu müthiş futbolcuyla nasıl şampiyon olamadın?”
“Duruşu farklı, yürüyüşü farklı, star olmak için kodlanmış!”
“Gavi’nin karakterine, Pedri’nin yeteneğine sahip, çok özel bir adam!”
“ ‘Çocuk’ uzun süre sonra Kadıköy’de ‘futbolcu’ seyrettirdi.”
Bunları hangi insan için söyleseniz etkilenir, “Ben neymişim abi” der ve ayakları yerden kesilebilir.
Bu cümleleri kuran kişilerin yaşlarıyla kıyaslayınca Arda henüz çocuk!
Nasıl etkilenmesin?
Hiç etkilenmiyor diyebilir miyiz?
Az bile etkilenmesi onun gelişimi için zararlı değil mi?
Gelişimini sekteye uğratabilir, yavaşlatabilir.
Bu yapıdaki gençlerimize karşı övgü cümlelerimizi daha ölçülü ve özenli kullanmak hem bu oyuncular hem de Türk futbolu adına daha doğru olmaz mı?
Yıllarca birçok özel yeteneğe bunları yaptık ve onların gözümüzün önünden teker teker kaybolmasını izlemedik mi?
İlk akla gelen örnek Muhammed Demirci.
Hepimiz hikâyeyi biliyoruz, çok tekrara gerek yok.
Az bilinen bir örnek daha vereyim.
Benim için çok daha dramatik ve hayal kırıklığı olan bir örnek!
Oğuzhan Acar.
İnternete “Oğuzhan Acar” yazın ve arattırın, önünüze ilk çıkacak video bir Fenerbahçe-Trabzonspor altyapı maçından. Messivari bir kabiliyete sahipti Oğuzhan. Hızlı, çabuk, teknik ve üstün çalım yeteneği, şut özelliği olan bir orta saha oyuncusuydu. O videonun görüntü kalitesi kötü ama izleyen herkes kısmen anlayacaktır. Üç gol atmıştı o maçta.
Şimdi nerede?
Birçok 3. Lig takımını dolaşıp hiçbirinde süre bulamadan 27 yaşına geldi ve boşta.
Bu ve buna benzer yüzlerce örnek bulabiliriz.
Bu gençleri elbette öveceğiz ama ölçülü olmalı.
Altyapıdan beri takip ettiğim Arda’nın yeteneği sır değil!
Hatta geç bile kaldı.
Fakat sen onu alır Gavi, Pedri gibi oyunculardan üstün olduğunu iddia eden cümleler kurarsan o çocuk buna inanır ve etkilenir.
Elbette ben de Arda’nın yetenek olarak bu iki İspanyol oyuncudan daha iyi özellikleri olduğunu farkındayım.
Ama daha zamanı var, yeni oynamaya başladı.
Arda Süper Lig’de toplam 831 dakika süresi almış, kısa kariyerinde bir defa 90 dakikayı tamamlamış.
Halbuki karşılaştırılan Gavi, Arda’dan sadece 6 ay büyük! Arda’dan daha küçükken Avrupa Şampiyonası’nda banko oynadı. Sadece İspanya Milli Takımı’nda aldığı süre bile 1200 dakika civarında. Pedri ise Arda yaşındayken bir sezonda üst düzey 70 maçın üstüne çıktı.
Şimdiden onlarla karşılaştırırsak Arda’ya kötülük yapmış olmayız mı?
Arda belki de onların çok üzerinde bir oyuncu olacak.
Olabileceğini de düşünüyorum ama zirveye çıkan yollar dikenli, dik ve zorlu.
Bunun farkına varır, kendini o şekilde hazırlarsa ne mutlu… Türk futbolu belki de şimdiye kadar göremediği bir yeteneğe kavuşacaktır.
Ama frene basmak ve onu teşvik etmek daha önemli.
Ayrıca yeni oynamaya başlamış olmasını da Jesus’a bağlamış meslektaşlarım.
Arda’yı dikkatle takip eden biri olarak aynı görüşte değilim.
Niye mi?
Birçok maçını izledim, özellikle sezon başı yapılan hazırlık maçları ve Avrupa kupası maçlarında bulduğu az sürelerde gördük ki; fizik olarak yeterli değil. Ağır, temas alınca kolay düşüyor ve eziliyor. Zaten bunları sezon başında Jesus söylemişti.
Şimdi gördük ki; Jesus, Arda’ya elini değdirmiş, kısmen hazır hale getirmiş ve sahaya sürüyor.
Böyle bakınca nasıl olur da “Jorge Jesus, ‘Arda Güler benim talebemdi’ demesin” başlığı atılabilir?
Türk futbol altyapısının bu içler acısı halinde ortaya çıkan Arda gibi büyük yıldız adaylarının kaybolmasını sistemimiz önleyemiyor olsa bile, bizim bu konuda daha dikkatli olup desteklememiz gerekmez mi?
Yaklaşık 40 yıldır altyapı maçlarını takip eder, yetenekli gençleri hafızama yazar, onların her merhalesini gözlemlerim. Milli takımlarda oynayan bu gençlerin bazıları 17 yaşında futbolu bıraktı, bazıları sadece alt liglerde süre bulabildi. Bazısı 23-25 yaşlarında kendine gelebildi. Yeteneği oranında üst seviyeye çıkan o kadar az oldu ki!
Genelde milli olmayan, değer görmeyen ama çalışan oyuncular daha çok üst seviyeye ulaştı.
Bunun sebebini araştırmak ve sonuçları üzerinden çözümü üretmek zorundayız.
Elbette benim de herkes gibi bunun sebepleri üzerinden görüşlerim var.
Zamanla bu konuda tekrar yazarak paylaşacağım ama bugünün konusu değil; yazı da çok uzadı zaten.




